Emre TEZCAN
Küçük sayfaları vardı çantasında
Ellerinde ince kemikleri
Akşamüstü serin bir bankta
Kaybettiği hisleri.Sevdiği şarkıları kulağımda
Ellerimde leke leke izleri
Sessizliği serin bir bankta
Yeni evi,bilmediği bir şehrin içi
Uzakta hep gözleri
Elleri,bir tohum kalbime
Dudakları yağmur gibi
Yeni hasat verecek meyvelere…
Istan ediyor gençliğim. Kanım damarlarımda akmıyor sanki. Sanki bir vücudun içine sıkışmış bir ruh gibiyim bu aralar. Ne yazdıklarım,ne yaşadıklarım ne de hissettiklerim bir duygu veriyor. Her şey çok boş geliyor bu aralar. Sanki her şey sende biten sessizliğin bir yansıması gibi. Anla artık; isyan ediyor gençliğim.
Bir sonum yok kabul. Olmadığı gibi bir başlangıcımın. Sensizliği hisseden benim şehrime kar yağdırma bu gece.
Neler oldu anlat haydi. Bunu derken bile boğazım düğümleniyor. Sen neydin? Ne yaptın? Nasıl oldu böylesi bilemiyorum. Ama iyi değilim. Hele bu aralar; hiç ama hiç iyi değilim. Ama ne var ki inandıramazsın beni kötü olduğuma. Bende inanmam. Ama her şeyi görüyorum artık. Artık her şey biraz daha net. Daha çok çarpıyor bazı şeyler suratıma. Korkmuyorum. Ama düşünmüyor değilim. Nereye gidiyorum, nerede kalıyorum, gördüklerim ne?
Sen tek bir varlıktın dünya üzerinde bana. Tek bir isimdin gecelerimde. Suskunluğumun yutkunluğu idin. Görmediğim gecelerin karanlığı. İçemediğim sigaraların saatli dumanlarıydın. Sen bir gençliktin kendine isyan eden.
Çok kızıyorum sana biliyor musun? Çok hemde,çok. Bazen anlayamıyorum, bazense anlamak istemiyorum. Gözlerim daldıkça dalıyor boşluğa. Bir an bakıyorum. Sonra duruyorum. Boşlukta sen oluyorsun ansızın gözlerimde. Biliyorum,biraz daha iyi anlıyorum varlığını da yokluğunu da. Neler neler geçiyor içimden. Kimler kimler gidiyor penceremin pervazından. Susmak geliyor biraz daha. Biraz daha diyorum sabahın beşinde. Sen kokan bir şehre ayak basıyorum tam sekizde. Dört gibi dönmüş oluyorum senle nefes alan denize. Kimseler bilmiyor. Kimseler konuşamıyor o anlarda.
Biliyorum;isyan ediyor gençliğim.
Nerdesin? Kimle?
Bu gece de içiyorum sevgilim. Sen yoksun ya daha da batıyor iğneleri yatağımın. Anlayamıyorum. Neler oldu,nasıl oldu? Ama bir cevap aramaktan vazgeçiyorum çoğu zaman. Bir şeyleri kurcalamanın mantıklı bir karar olmayacağını anlıyorum. Sonra dönüyorum hemen o en yakın kız kardeşime:
-Haydi! Getir biraz daha içmeliyim diyorum bu gece.
Kimse anlamıyor söylediklerimi. Tipim bile anlaşılmıyor ki artık. Git gide kayboluyorum. Daha da daralıyorum. Daha da anlamsızlaşıyor. Ve bir an da gidiyor benliğim. Anlar başlıyor beynimin içinde zonk zonk. Sonra arkama dönüp bakıyorum. Bir de olmayan önüme. Sonra anlıyorum. Anlıyorum ki; isyan ediyor gençliğim.
Înan öleceğim pisliğimden. Bazen görmez oluyor gözlerim, o senin sevdiğin kalbi yaralayan illetten ötürü. Ama gücenmiyor gençliğim. Hiç kollamıyor kendini. Anlamsızlaştığı yerde kopmaya başlıyor ipim. Olduğu yerde sayıyor yaşlarım. Ne ilerisi kaldı ne gerisi.
Sende korkma bir günün gecesinden. Gecelerin yıldızları gibi çillerin. Bulutları gibi beyazlığın. Yalnızlığı gibi yağmurların. Ve isyanı gibi ruhunun. Ama inan yaşıyorum ruhumun en derinliklerinde sevgimi. Ve inan hep susacak sana. Ama asla ve asla dili tutulmayacak artık ağzımın başkalarına. Başkalarına yok artık bir itina. Ne bir gün olur ölür ne bir gün olur yeniden doğar. O bir kez vardı. Ne biri öldürebilir ne ben doğurabilirim.
Bu bir isyan sevgilim, ölüme başkaldırış bu. Çünkü ölüyordum,görmüyordun;önünde.
Yalan söylüyorum baba
Yalanlar söylüyorum ben
Bir sabah ansızın
Gidiyorum baba
Ah,alıyorlar kalbimi
Ruhumu anne,ruhumu
Bir sabah ansızın
Vuruyorlar baba
Uzak bir yol baba
Gözçukurlarım darda
Bir sabah ansızın
Boşalıyor baba…
Yalanlar söylüyorum baba. Kendime,hayatıma,cesaretime. Kusmak istedikçe kusuyor ciğerlerim. Ölümsüzlüğü bulmuşken çekip gitmek var içimde. Tam oldu derken kalkıp gitmek. Son kadehi yarım bırakıp sevmek var içimde baba. Biliyorum;isyan ediyor gençliğim.
Sabah saat on bir. Tabakadan çıkardığım iki dal sigara günaydın diyor yüzüme tebessüm edercesine. Hava soğuk ama camlarım açık sonuna kadar. Gökyüzü iyice seyrekleşiyor sanki gözümde. İçinde dikeldiğim yatak,olduğundan daha farklı bir konuma girmişken uzatıyorum diğer sigarayı o an ki sevgilime. Yakıyorum hevesini henüz alamadığım yeni çakmağımla. Bir kaç fırt sonra bir titreme geliyor komidinin üzerinden. “Babam” yazıyor ekranda. Açıyor,konuşuyorum. Bir şey söylemeden anlıyor zaten her şeyi. “Yapma” diyor kısık ve bozulmuş bir ses tonu ile. “Yapma.” “Bozuk para gibi harcıyorsun kendini.” Diyor içten bir hırıltı ile. Biliyorum baba inan biliyorum. Isyan,isyan ediyor gençliğim.
Neler hissettiğimi anlamıyorum artık ya da hiçbir şey hissetmiyorum uzun zamandır. Uzun zamandır kayıp böyle ruhum. Gülüşlerim içimde değil ama anlamıyor kimse,farkındayım. Boşveriyorum inanın. Boşveriyorum. Bir şey hissetmiyorum artık. Hiçbir şey…
Göremiyorum. Göremiyorum anne. Gözlerimi aldılar bir gece yarısı ellerimden. Avuçlarıma gözçukularımın içinden akıttığım kahverengiyi söktüler bu gece. Bilmediğim bir yerdeyim. Ergen bir çocuğun ilk deneyimi kadar heyecanlı ama bir o kadar da çabuk biten,çabuk kaçan zevki gibiyim. Tükürüğümün yoğun asiti gibiyim. Sigaranın siyaha kaçan zifiri gibiyim. Güneşin leke yapan ışınları,gecenin sessizliği gibi karanlığım. Göremiyorum anne. Göremiyorum. Sol tarafından başlayıp tüm benliğini,nefesini yok eden oğlunu gizliyorum anne. Dolaplara saklıyorum. Ihtilal varmışcasına siyaha boyuyorum pencerelerimi. Evlerden kaçıyorum sokaklara. Sokaklardan mekanlara dalıyorum kalabalık kalabalık. Kapatıyorlar hepsini gece yarısı. İçime kaçıyorum gece yarıları. İçimdeki saklı kente alıyorum tek yönlü biletlerimi. Yalnızlığım duyulmasın diye hepsi baba. Tek tabanca yaşıyorum yine yoksa.
Nedenini bilmediğim ama içimi yakan kayıplarımı döküyorum bir deniz kıyısında. Küçük motorlusuyla babam geçiyor sahile hafif uzaklıkta. Ta oradan geçiyor üstünden döktüklerimin. Gözleri doluyor ta oradan. Günleri eziyorum ayaklarımın altıyla. Aylarımı dolduruyorum bira gibi bardaklara. Şehirleri yaşanmaz hale getiriyorum her gece yarısında. Ve biliyorum;isyan ediyor gençliğim.

YAZAR:EMRE TEZCAN
Küçük sayfaları vardı çantasında
Ellerinde ince kemikleri
Akşamüstü serin bir bankta
Kaybettiği hisleri.Sevdiği şarkıları kulağımda
Ellerimde leke leke izleri
Sessizliği serin bir bankta
Yeni evi,bilmediği bir şehrin içi
Uzakta hep gözleri
Elleri,bir tohum kalbime
Dudakları yağmur gibi
Yeni hasat verecek meyvelere…
Istan ediyor gençliğim. Kanım damarlarımda akmıyor sanki. Sanki bir vücudun içine sıkışmış bir ruh gibiyim bu aralar. Ne yazdıklarım,ne yaşadıklarım ne de hissettiklerim bir duygu veriyor. Her şey çok boş geliyor bu aralar. Sanki her şey sende biten sessizliğin bir yansıması gibi. Anla artık; isyan ediyor gençliğim.
Bir sonum yok kabul. Olmadığı gibi bir başlangıcımın. Sensizliği hisseden benim şehrime kar yağdırma bu gece.
Neler oldu anlat haydi. Bunu derken bile boğazım düğümleniyor. Sen neydin? Ne yaptın? Nasıl oldu böylesi bilemiyorum. Ama iyi değilim. Hele bu aralar; hiç ama hiç iyi değilim. Ama ne var ki inandıramazsın beni kötü olduğuma. Bende inanmam. Ama her şeyi görüyorum artık. Artık her şey biraz daha net. Daha çok çarpıyor bazı şeyler suratıma. Korkmuyorum. Ama düşünmüyor değilim. Nereye gidiyorum, nerede kalıyorum, gördüklerim ne?
Sen tek bir varlıktın dünya üzerinde bana. Tek bir isimdin gecelerimde. Suskunluğumun yutkunluğu idin. Görmediğim gecelerin karanlığı. İçemediğim sigaraların saatli dumanlarıydın. Sen bir gençliktin kendine isyan eden.
Çok kızıyorum sana biliyor musun? Çok hemde,çok. Bazen anlayamıyorum, bazense anlamak istemiyorum. Gözlerim daldıkça dalıyor boşluğa. Bir an bakıyorum. Sonra duruyorum. Boşlukta sen oluyorsun ansızın gözlerimde. Biliyorum,biraz daha iyi anlıyorum varlığını da yokluğunu da. Neler neler geçiyor içimden. Kimler kimler gidiyor penceremin pervazından. Susmak geliyor biraz daha. Biraz daha diyorum sabahın beşinde. Sen kokan bir şehre ayak basıyorum tam sekizde. Dört gibi dönmüş oluyorum senle nefes alan denize. Kimseler bilmiyor. Kimseler konuşamıyor o anlarda.
Biliyorum;isyan ediyor gençliğim.
Nerdesin? Kimle?
Bu gece de içiyorum sevgilim. Sen yoksun ya daha da batıyor iğneleri yatağımın. Anlayamıyorum. Neler oldu,nasıl oldu? Ama bir cevap aramaktan vazgeçiyorum çoğu zaman. Bir şeyleri kurcalamanın mantıklı bir karar olmayacağını anlıyorum. Sonra dönüyorum hemen o en yakın kız kardeşime:
-Haydi! Getir biraz daha içmeliyim diyorum bu gece.
Kimse anlamıyor söylediklerimi. Tipim bile anlaşılmıyor ki artık. Git gide kayboluyorum. Daha da daralıyorum. Daha da anlamsızlaşıyor. Ve bir an da gidiyor benliğim. Anlar başlıyor beynimin içinde zonk zonk. Sonra arkama dönüp bakıyorum. Bir de olmayan önüme. Sonra anlıyorum. Anlıyorum ki; isyan ediyor gençliğim.
Înan öleceğim pisliğimden. Bazen görmez oluyor gözlerim, o senin sevdiğin kalbi yaralayan illetten ötürü. Ama gücenmiyor gençliğim. Hiç kollamıyor kendini. Anlamsızlaştığı yerde kopmaya başlıyor ipim. Olduğu yerde sayıyor yaşlarım. Ne ilerisi kaldı ne gerisi.
Sende korkma bir günün gecesinden. Gecelerin yıldızları gibi çillerin. Bulutları gibi beyazlığın. Yalnızlığı gibi yağmurların. Ve isyanı gibi ruhunun. Ama inan yaşıyorum ruhumun en derinliklerinde sevgimi. Ve inan hep susacak sana. Ama asla ve asla dili tutulmayacak artık ağzımın başkalarına. Başkalarına yok artık bir itina. Ne bir gün olur ölür ne bir gün olur yeniden doğar. O bir kez vardı. Ne biri öldürebilir ne ben doğurabilirim.
Bu bir isyan sevgilim, ölüme başkaldırış bu. Çünkü ölüyordum,görmüyordun;önünde.
Yalan söylüyorum baba
Yalanlar söylüyorum ben
Bir sabah ansızın
Gidiyorum baba
Ah,alıyorlar kalbimi
Ruhumu anne,ruhumu
Bir sabah ansızın
Vuruyorlar baba
Uzak bir yol baba
Gözçukurlarım darda
Bir sabah ansızın
Boşalıyor baba…
Yalanlar söylüyorum baba. Kendime,hayatıma,cesaretime. Kusmak istedikçe kusuyor ciğerlerim. Ölümsüzlüğü bulmuşken çekip gitmek var içimde. Tam oldu derken kalkıp gitmek. Son kadehi yarım bırakıp sevmek var içimde baba. Biliyorum;isyan ediyor gençliğim.
Sabah saat on bir. Tabakadan çıkardığım iki dal sigara günaydın diyor yüzüme tebessüm edercesine. Hava soğuk ama camlarım açık sonuna kadar. Gökyüzü iyice seyrekleşiyor sanki gözümde. İçinde dikeldiğim yatak,olduğundan daha farklı bir konuma girmişken uzatıyorum diğer sigarayı o an ki sevgilime. Yakıyorum hevesini henüz alamadığım yeni çakmağımla. Bir kaç fırt sonra bir titreme geliyor komidinin üzerinden. “Babam” yazıyor ekranda. Açıyor,konuşuyorum. Bir şey söylemeden anlıyor zaten her şeyi. “Yapma” diyor kısık ve bozulmuş bir ses tonu ile. “Yapma.” “Bozuk para gibi harcıyorsun kendini.” Diyor içten bir hırıltı ile. Biliyorum baba inan biliyorum. Isyan,isyan ediyor gençliğim.
Neler hissettiğimi anlamıyorum artık ya da hiçbir şey hissetmiyorum uzun zamandır. Uzun zamandır kayıp böyle ruhum. Gülüşlerim içimde değil ama anlamıyor kimse,farkındayım. Boşveriyorum inanın. Boşveriyorum. Bir şey hissetmiyorum artık. Hiçbir şey…
Göremiyorum. Göremiyorum anne. Gözlerimi aldılar bir gece yarısı ellerimden. Avuçlarıma gözçukularımın içinden akıttığım kahverengiyi söktüler bu gece. Bilmediğim bir yerdeyim. Ergen bir çocuğun ilk deneyimi kadar heyecanlı ama bir o kadar da çabuk biten,çabuk kaçan zevki gibiyim. Tükürüğümün yoğun asiti gibiyim. Sigaranın siyaha kaçan zifiri gibiyim. Güneşin leke yapan ışınları,gecenin sessizliği gibi karanlığım. Göremiyorum anne. Göremiyorum. Sol tarafından başlayıp tüm benliğini,nefesini yok eden oğlunu gizliyorum anne. Dolaplara saklıyorum. Ihtilal varmışcasına siyaha boyuyorum pencerelerimi. Evlerden kaçıyorum sokaklara. Sokaklardan mekanlara dalıyorum kalabalık kalabalık. Kapatıyorlar hepsini gece yarısı. İçime kaçıyorum gece yarıları. İçimdeki saklı kente alıyorum tek yönlü biletlerimi. Yalnızlığım duyulmasın diye hepsi baba. Tek tabanca yaşıyorum yine yoksa.
Nedenini bilmediğim ama içimi yakan kayıplarımı döküyorum bir deniz kıyısında. Küçük motorlusuyla babam geçiyor sahile hafif uzaklıkta. Ta oradan geçiyor üstünden döktüklerimin. Gözleri doluyor ta oradan. Günleri eziyorum ayaklarımın altıyla. Aylarımı dolduruyorum bira gibi bardaklara. Şehirleri yaşanmaz hale getiriyorum her gece yarısında. Ve biliyorum;isyan ediyor gençliğim.

YAZAR:EMRE TEZCAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder