10 Temmuz 2012 Salı

Ivan Sanderson ve Denizaltı Uygarlıkları Tezleri



Ivan Sanderson ve Denizaltı Uygarlıkları Tezleri

Çeşitli doğa olayları, Ufoloji, paralel evrenler, denizaltı uygarlıklarıyla ilgili kitaplar yazan ve Açıklanamayanı İnceleme Derneği'nin (Society for the Investigation of the Unexplained) kurucusu Ivan Sanderson'un teorileri, okyanuslarımızın durumunun, buralarda yaşayan gelişmiş hayat biçimleri (formları) için tehlikeli olmaya başladığı yolundadır.

Ivan Sanderson'un kitabının Altıncı Bölümü'nde sıralanan olaylardan başka, Amerikan Donanma birliklerinin tanık olduğu pek çok su altı UFO olayı da vardır. Bunlar, tüm benzer olaylarda olduğu gibi, sansür nedeniyle kamuoyuna açıklanmamaktadır. Bilinen yalnızca olayın ilk yer alışı sırasında verilen ilk bildiri raporudur. Bunlardan en dikkati çeken biri, hızı 150 deniz milinden fazla olan bir deniz cisminin önce bir destroyer, sonra da bir denizaltı tarafından, 1963 manevralarında Puerto Rico'nun güneydoğusunda görülmesi olayıdır. Bu yer, Bermuda Üçgeni'nin güney ucuna rastlamaktadır. Manevranın amacı bir izleme alıştırması olduğu için, görülen cismin de manevra'ya dahil bir araç olduğu sanılmıştır. Donanmaya ait on üç araç, hızla ilerleyen bu cismi görmüş gemi kütüklerinde anlatmışlardır. Cisim dört gün süreyle izlenmiş, bu arada zaman zaman dokuz bin metre derine inmiş ve inanılmaz hızını bu derinlikte bile korumuştur. Birçok görgü tanığı, cismin tek pervaneyle yürüyen bir araca benzediğini ifade etmişse de, aslında ne olduğu hiç bir zaman anlaşılamamıştır.

UFO'ların denizden yükselmesi, denize dalması ve deniz altında hareket etmesi ile ilgili raporlar çok uzun süreden beri söz konusu olmakla birlikte, 1963 manevralarına kadar hiç biri bu kadar kesinlikle saptanmamış, böylesine izlenmemişti.

Ivan Sanderson, «Görünmez Konuklar» adlı kitabında dünyanın hemen hemen dörtte üçünün sular altında bulunduğunu (60.000.000 mil kare karaya karşılık, 170.000.000 mil kare deniz) havayla soluyanların hava okyanusunun her katında değil, dünya yüzeyine kalan yerinde yaşamasına karşılık, suyla soluyanların suların dibinde kalmak gibi bir zorunluğu olmadığını, hidrosfer'in her katında yaşayabildiğini, dolayısiyla içinde yaşayıp gelişebilecekleri alanın çok daha fazla bir hacmi olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre :

«... Gezegenimizde bir su altı uygarlığı (veya uygarlıkları) bulunması, bunların çok uzun bir zamandan beri var olduğu ve burada geliştiği, ya da buna ek olarak başka yerlerden gelen zekî bireylerin hidrosferdin dibini, ya da onun altındaki litosferin yüzeyini tercih edip orada yaşadıklarını, orada, faaliyet gösterdiklerini düşünmek mümkündür.»

Denizlerin altında eskiden kalma bir insan türünün, ya da başka uygar bir hayat türünün varlığı düşünülürse, bunların yaşama alanı bizler gibi belirli bir düzeyle sınırlı olmayıp çok geniş olduğu için, geçen birkaç bin yıl içinde bizim yaşayışımıza ilgi göstermemiş olmaları da doğaldır. Fakat teknik potansiyelimiz onlar için ve onların yaşadığı çevre için bir tehlike olmaya başlayınca, bugüne kadar uyguladıkları «bırakınız yapsınlar» politikası değişmiş olabilir ve Bermuda Üçgeni olayları, daha kesin bir adım atılmadan önce uygulanan keşif veya araştırma niteliğini taşıyabilir.

Beniz diplerinde böyle gelişmiş bireyler ve teknolojik faaliyetlerin var olması, tarih boyunca doğmuş ve bugün de doğmakta olan birçok deniz efsanesinin kaynağı olabilir. Günümüzde alışılmadık olaylarla karşılaşıldığında, bunlar eskisine oranla çok daha büyük bir dikkat ve hassasiyetle kayıtlara geçirilmektedir. Böyle bir durum, Bermuda Üçgeni içinde denize dalan veya denizden çıkan UFO'ların görünümünü açıklayabildiği gibi, onların Florida dolaylarında ve buraya yakın sularda neden durmadan teknolojik gelişme izlediği konusu da bir açıklamaya kavuşmuş olur. Bunların varlığını kanıtlama konusuna gelince, bu bizim onları bulmamızdan çok, onların bizi bulması ve gelişmemizde kendi dünyaları için bir tehlike sezmesi durumuna bağlıdır denilebilir.

İspanya açıklarında ve Amerika kıta sahanlığında, suların berrak olduğu günlerde sünger ve ıstakoz avcıları tarafından görülmüş olan transparan su altı kubbelerini söz konusu eden Ivan Sanderson, bunlar eğer gizli savunma silahları değilse, su altı yaratıklarının Okyanus kirlenmesini nötralize etmek amacıyla kurdukları yapıtlar olabileceğini ileri sürmektedir. Bu düşünüş biraz daha ileriye götürüldüğü zaman, dünyanın yapı yönünden büyük bir dinamo olduğu dikkate alınırsa, okyanuslara elektromanyetik şebekeler döşeyerek gerekli dürtüleri sağlamakla gezegenimizin dönüşünü de etkilemek ve değiştirmek mümkün demektir.

Ivan Sanderson'un deniz altındaki yaşamla ilgili cevapları şunlardır :

S — Sizce, denizin dibinde yaşayan zekî varlıklar ya da beşer formları mevcut mu?

C — Sanırım her üçü de geçerli,

S — Şimdi, öncelikle ilgilendiğim bizim gezegenimizdir.

C — Kanımca, bizler burada evrimleştik. Yaşam şimdi bildiğimiz şekliyle, yani, siz ve ben, herkes ve köpekler ile kedilerin hepsi ve bildiğimiz başka herşey bu dünya üzerinde evrimleşti. Ancak, herşey bizler gibi, karada yaşayıp havayla çevrili olan, tüm bitkiler ve sebzeler de dahil hepsi, aslında denizden gelmiştir. Denizdekiler oldukça ileri seviyeden varlıklardı. Denizden hiç çıkmadan önce, en azından, yarı yarıya insani aşmışlardı. Denizleri terketmeyen varlıklar denizde evrimleşmeye devam ettiler ve bizler çıkarak bir gazın (havanın) içinde yaşayabilmek için türlü düzenlemeler yapmaya mecbur olduğumuzdan, onların, bizim vardığımız yere varmak için bizimkinin iki misli zamanları oldu. Aslında, bir sıvı içinde yaşamak üzere evrimleşmiştik. Böylece, denizden havaya çıkışımız bizi geriletti. Halbuki hiçbir zaman, bunu yapmak mecburiyetinde olmayanların evrimleşmek için en azından 250.000.000 (eğer 500.000.000 değilse) yıl daha fazla zamanları oldu. Kanımca, sudaki uygarlık bizden bu denli ötededir.

S — Bu denizaltı ırkı, her ne iseler, evrimleşmekte midirler?

C — 100.000.000 yıl önce, bedenlerini bir kenara bırakabilecek noktaya geldiklerini tahayyül ediyorum. Bizlerin de neredeyse varmakta olduğumuz yer budur. İşte, parapsikolojik gerçekler de bu nokta da önem kazanmaktadır.

S — Yani, beden - dışı bir zekâ mı ?

C — Diğer, bu, fiziki bedenin bir ötedeki evrimidir. Zihin hakim olmaya başlamıştır. Zihin gücü (bizim zihin gücü dediğimiz şey) elektromanyetik band üzerinde belirlemektedir. Aynı, gravitasyonun diğer bir bandda yer alması gibi onun da ayrı bir bandı var. Zihin kuşağını etkileyememenize rağmen... elektromanyetik teknik ile de etkisiz kılamazsınız. Böylece, fiziki ya da maddesel evrim, zihni evrimle sonuçlanıyor gibi görünmektedir. Belirli bir yere vardığınızda, herşeyi, onun hakkında düşünmek suretiyle gerçekleştirebilirsiniz; artık, cıvatalar ile somunları bir araya getirmeniz gerekmez!

S — Dünya hükümetleri bunu, denizin altındaki yaşam biçimlerini biliyorlar mı?

C — Hükümetler adına konuşamayacağımdan do­layı bilmiyorum. Ancak, bunu, öteden beri bildiklerinden şüpheleniyorum.

S — Konuyu örtbas ediyorlar.

C — Gerçekten de buna mecburlar. Elimde, denizaltı manevraları sırasında on üç tane geminin radonla, saatte 450 km'lik bir hızla 6.000 metre derinlikte seyreden bir deniz dibi aracını izlediklerini belirten resmi Donanma raporu var...

S — Çok ilginç!

C — Hava kuvvetleri bütün bu konuyla ve dört kişiyi kapsayan, «Mavi Kitap Projesi» ile (Project Blue Book) ilgilenmez oldu... fakat donanma hiç telaşa kapılmadan sessizce çalışmalarına devam etti. Onlar ve başta Brezilyalılar olmak üzere dünyanın bütün Donanmaları bu çalışmadan öteden beri sürdüre gelmişlerdir. Orada, aşağıda bir şeylerin olup bittiğini biliyorlar. Tabii, bunun ne olduğunu açıklayacak değiller. İnsanlar, bu dünyaya ait varlıklardan oluşmuş üstün bir uygarlığın, bizden ayrı olarak ve yeryüzünde mevcut olduğuna inansalar gerçekten çıldırırlardı.

Uri Geller ve Araştırma Ekibinin, Bermuda Dalışları

Miami — Aralarında ünlü medyum Uri Geller'in de bulunduğu Ambrogio Fogar'ın başkanlığındaki 18 kişilik ekip, Bermuda Üçgeni'nin sırrını çözmek için iki ay önce çıktıkları araştırma gezisinden somut bir sonuca ulaşamadan döndü.

İki ay boyunca havadan ve denizden yaptıkları sürekli araştırmaların kendilerini tatmin etmediğini belirten ünlü İtalyan Denizci Amforogio Fogar, «Ancak inandığımız bir tek şey var, Bermuda Üçgeni'nde tuzak yok. Eğer öyle bir şey olsaydı, bu gün biz de sağ kalmazdık. Araştırmalarımız pek de boşa gitti sayılmaz. Kuşkularımızın bir kısmını giderebildik. Ve şu anda, eskisinden çok daha merak içindeyiz. İkinci bir araştırmaya çıkabiliriz» dedi.
Atlantik Okyanusu'nda Bermuda, Antiller ve Florida arasında meydana gelen manyetik alan «Bermuda Üçgeni» nin derinliklerine inmeyi başaran Ambrogio Fogar, Uri Gelier ve Enzo Majcrca denizin dibinde bir batık kent olduğu görüşünde birleşiyorlar.

Bermuda Üçgeninde batık bir kentin bulunduğu varsayımından hareket eden ekibin başkanı Ambrogio Fogar;

«Ben, Uri ve Enzo, batık kent Anlantis'e ait bir duvar olduğu pek çok kişi tarafından ileri sürülen Binlini duvarının üstünde dakikalarca araştırmalarda bulunduk. Bu araştırmalarımız sırasında Uri Geller birtakım canlı insan sesleri duyduğunu belirtti.. Ancak duyduklarını kanıtlayacak elinde herhangi bir delil yok. Uri bu seslerin esrarengiz bir enerjinin etkisiyle batık bir kentten geldiğini söyledi. İşin ilginç yanı denizde 10 dakikadan fazla kalamayan Uri bizimle saatlerce gece - gündüz teknedeydi ve tam formundaydı...»

1840 yılından günümüze dek sayısız gemi ve uçağı esrarengiz bir biçimde iz bırakmadan yutan Bermuda Üçgeni'nin derinliklerinde araştırmalar yapan ekibin söz yetkilisi Ambrogio' Fogar; «Anlatması çok güç, ancak su altında bir medeniyetin gömülü olduğunu belli eden pek çok işaret var, garip biçimde yüzlerce metre derinlikte mavi delikler var. Bunların dışında Jacques Gousleau' nın da daha önce belirttiği gibi içinde sarkıt ve dikitlerin bulunduğu mağaralar var. Bu mağaraların binlerce yıl önce meydana geldiğini tahmin ediyoruz. Ancak en fazla tartışması edilen konu, Atlantis kentinin Bimini adındaki dev duvarı. Pek çoklarına göre, bu yapı insan eseri. Pek çoklarına göre de çözülemeyen, esrarengiz bir olay, ancak kesinlikle doğanın oluşturduğu bir esrarengizlik değil. Bimini duvarı kumlara gömülü duruyor, altı - yedi metre derinlikte olduğunu tahmin ediyoruz, işin ilginç bir yanı da, duvarın üstünden geçerken, istemeden zig zag rota takip etmek zorunda kaldık. Elimizdeki manyetometre her olayı kaydetti. Araştırmalarımıza katılan profesör, Bimini'nin üstünden geçerken manyetometrenin aldığı sinyallerden çok farklı olduğunu söyledi. Sinyaller şu anda laboratuvarda incelenmekte» diye devam etti.

Araştırma ekibinin tanık olduğu diğer olaylardan biri de, uçakla yaptıkları araştırma sırasında Miami sahilleri yakınında denizin dibinde gördükleri bir kare biçimindeki şekil...
Bu şeklin de araştırma sonunda Bimini duvarına benzeyen bir başka duvar olduğunu söyleyen Fogar, «Bu duvarların doğanın bir şakası olduğunu iddia etmek her halde gülünç olur. Benim iddiam şu: Bütün sır bu kapıların ardında» diye sözlerini tamamladı.

Yıllardan beri pek çok geminin terk edilmiş olarak Bermuda Üçgeni'nde bulunması tüm bilim adamlarını şaşkına çevirdi, işin ilginç yanı, gemiler, tüm personel ve yolcuları esrarengiz bir biçimde kaybolmuş olarak terk edilmişlerdi. Terk edildikleri yıllardan bu yana, çok şiddetli manyetik fırtınaların etkisiyle şu anda birer iskelete dönmüş durumdalar. Bazı gemilerin yalnızca personeli, yolcusu esrarengiz bir biçimde yok olurken, pek çok gemi de yolcularıyla birlikte iz bırakmadan kayboldu.

Yapılan araştırmalar 12 bin yıl önce oldukça ileri bir medeniyete sahip olan Atlantis kentinin Bermuda, Florida ve Antiller arasında battığını ve şu anda «Ölüm Üçgeni» nin dibinde yattığını ortaya çıkardı.

Bazı bilim adamları, Bermuda Üçgeni'nde uçan dairelerin bir üssü bulunduğunu iddia ederlerken, öte yandan bazı bilim adamları da gemi ve uçakların böylesine esrarengiz bir biçimde kaybolmalarını süper zekâlı birtakım kişilerin işi olarak yorumlamakta, ancak biçimlendirememektedirler.

( USO - OINT, Deniz Altı Uygarlığı - Bilim Araştırma Merkezi )

1 yorum:

Bursa Cam Tuğla Uygulama Örme İşçilik dedi ki...

MUTLAKA BEKLERİM




TÜRKİYEDEKİ EN HELAL, ADİL KAZANÇ SİSTEMİ VE ÖYLE ZARTKOM ZURTKOM GİBİ 300-500 TL DEĞİL ....BEDAVAAAAAAAAAA...UYANIN ARTIK...

https://www.kumbarakartba.com/uyeOl.aspx?gelen=43156

http://cilginkalabaliktanuzakta.blogspot.com