Uzmanlara göre, özellikle direkt güneş ışığı alan yerlerde, büfelerde bekletilen pet şişeler, plajlarda gün boyu kullanılan ambalajlar son derece sağlıksız
2011-09-17 08:16:55

ABD Toksikoloji Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, pet şişelerde bulunan BPA maddesi sıcak sıvılarla temas ettiği zaman açığa çıkıyor. Sıvıya karışarak vücuda giren BPA, özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini artırıyor.
‘GÜNEŞTE DURMAMALI’
Kanser hastalıkları konusunda uzman olan Prof. Dr. Erkan Topuz, “Biz senelerdir bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Eve damacanayla alınan su hemen cam bir kaba ya da testiye boşaltılmalı, günlerce bekletilmemeli. Bu pet şişeler, kesinlikle güneşte durmamalı. Ancak adam bu şişeleri büfenin arkasına koyuyor, burada şişeler güneş görüyor, plastikteki maddeler suya geçiyor. Ekonomik nedenlerle bunlar plastikten yapılıyor, yoksa en sağlıklısı cam” dedi.
Plastik kaplardaki gıdanın uzun süre bekletilmemesi gerektiğini bildiren Topuz, “Damacanaların 60-70 kez kullanılma şansı varken biz 700 belki bin kez kullanıyoruz. Belediyelerin kullanım miktarını kontrol etmesi lazım. Su ilk kez piyasaya verildiği zaman birçok kimyasal analizden geçiyor, bu veriler de üzerinde yazıyor. Ancak bu analiz, bir kez yapılıyor. Adam bu suyu aynı markayla satıyor, en iyi marka olsa bile sık kontrolden geçmediği için içinde ne var bilmiyoruz” diye konuştu.
‘ÜÇ AYDA BİR MARKA DEĞİŞTİRİN’
Topuz, şu tavsiyede bulundu: “Tüketicilere tavsiyem, 3 ayda bir kullandıkları su markasını değiştirmeleri. Kronik zehirlenme olmasın hiç değilse. Çeşme suyu da kullanılabilir, ancak çeşme suyunda da aşırı miktarda klor var, aşırı miktardaki klor da kanserojen. Ayrıca yollardaki borulardan sızma şekilde toksit maddeler alınabilir. Eve su filtreleri de konulabilir. Ancak su filtreleri de magnezyumu tutuyor. Oysa magnezyum vücuda faydalı.”
‘ÖNEMLİ OLAN GÜVENLİ KULLANIM’
Prof. Dr. Aziz Ekşi de, “Tüm gıda ambalajları gibi, içme suyu ambalajları da Tarım Bakanlığı’ndan izin almak zorunda. İznin aradığı koşullardan birisi de gıdanın muhafaza koşullarında ambalajdan gıdaya geçen maddelerin miktarının belirlenmesi. Buna ‘migrasyon testi’ diyoruz. AB’de de geçerli olan bu testin desimetrekarede 10 miligram’ı geçmemesi gerekiyor” dedi. Buna karşın testlerin normal depolama koşullarında yapıldığını soğuk ve sıcak koşulların migrasyonu artırdığını belirten Prof. Ekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘BİRLİKTE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ’
“Savunmamız gereken, güvenli kullanım. Örneğin pet şişe, arabada uzun süre bekletilmemeli, buzluğa konulmamalı. Donma sırasında da göçme nedeniyle plastik doku zedelenir, her zedelenme plastikten gıdaya geçişi artırır. Pet şişelerle yaşamak zorundayız, ancak bunun güvenli kullanım koşullarını belirlemeli ve bunun kontrol edilmesini sağlamalıyız. Tüm dünyada tüketimi en çok artan gıda, ambalajlı su. Bunu camla karşılayamazsınız. Ambalajın güvenliğini sağlamak önemli.”
‘KALINTILARI GİDERMEK GÜÇ’
Prof. Dr. Muammer Kayahan da, “1990 yılı öncesi, Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği hazırlanırken gıdayla ve suyla temasta olacak plastik kökenli ambalaj materyallerinin taşıması gereken nitelikler hakkında detaylı bir çalışma yapıldı. Özel bir yönetmelik hazırlandı. PVC (Polivinil klorür), en tehlikeli madde olarak bilinir. Bunun taşıdığı gıdaya veya sıvıya geçme oranı yüksek olduğu için limitler konuldu. Pet şişenin hammaddesinin suyla tepki vermeyen bileşikleri içermesi gerekir. Temel maddenin dışında kullanılan katkılar itibarıyla özellikleri önemli. Polietilenler, PVC’ler kadar tehlikeli değil. Büyük moleküllü maddeler küçük moleküllüleri fazlaca içeriyor ve bunu suya veriyorsa tehlikeli tabii. Damacanalarda deterjan kalıntısını gidermek son derece güç bir hadisedir. Daracık bir ağızdan iyi bir yıkama şekli gerçekleştirilebilir mi, ondan kuşkuluyum” dedi.
‘GIDA MÜHENDİSLERİ KONUŞMALI’
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Mehmet Uysal ise pet şişelerin kanserojen olmadığını öne sürdü. Uysal, “Hacettepe Üniversitesi’nden Yaşar Kemal Erdem’in araştırmasına göre, ‘BPA’ adında kanserojen bir madde vardır ki bu havada dahi vardır. Bu maddenin insan vücuduna kanser yapan madde olarak bulaşabilmesi için bir insanın günde 60 damacana su içmesi gereklidir. Çocuklarda bu etkiyi yapabilmesi için 6 damacana su içilmesi lazımdır. Polikarbonat biberonlara savaş açıldı. Bunlar Avrupa’da dahi yasaklanmadı. Pet şişeler, polyester esaslı oldukları için polikarbonatlara göre çok daha sağlıklı. Bu konuda tıp doktorlarına değil gıda mühendislerine başvurulmalı. Bugün camın avantajları olduğu gibi pek çok dezavantajları da var” diye konuştu.
‘ARITMA CİHAZLARINA TALEP ARTTI’
İçme Suyu makineleri üreticisi Ekrem Sözer ise, “Pet şişe ya da plastik damacanaların yeterince sağlıklı olmadığını aslında tüm dünya biliyor. Tek kullanımlık olursa daha az sakıncalı olur. Bir ambalaj, 20-30 ya da 50 kez kullanılabilir, ancak yüzlerce kez doldur boşalt yapıldığı bir gerçek. Bu sıkıntılar nedeniyle son dönemde bize yönelen talep arttı. İnsanlar içme suyunu arıtma kararı veriyor. Üstelik bu su, insan sağlığı açısından yeterli mineraller içeriyor. Artık öyle bir noktaya gelindi ki, birçok uzman ‘Arıtma cihazı alamıyorsanız çeşme suyu için, daha iyi’ diyor” açıklamasını yaptı.
NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
* Plastik su şişeleri buzluğa konulmamalı.
* Arabada bırakılan pet şişedeki sular tüketilmemeli.
* Plastik şişeler dondurulmamalı. Bu durum plastik içindeki Dioksin’i açığa çıkartmaktadır. Dioksin denilen kimyasal maddenin kansere neden olduğu, özellikle göğüs kanserine yol açtığı biliniyor.
* Eve alınan damacanalardaki su hemen bir cam kaba ya da plastik dışı bir kaba boşaltılmalı. Su oradan alınıp tüketilmeli.
"SİGARA PET ŞİŞEDEN DAHA ZARARLI"
TÜRK Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, pet şişedeki suyun kansere neden olduğuna dair kanıtlanmış bir verinin olmadığını söyledi. Yalçın, pet şişeden önce sigara, obezite ve alkolden uzak durulması gerektiğini belirtti. Suyun pet şişede uzun süre kalmasının kanserden önce enfeksiyon gibi başka sağlık sorunlarına neden olabileceğini anlatan Yalçın, “Pet şişenin kanser yapan bir etkisi olsaydı pet şişe kullanan ülkelerde mide, yemek borusu ve mesane kanseri oranlarının artmış olması gerekirdi. Ancak böyle bir şey yok” dedi. Pet şişenin kansere neden olduğunu söylemenin doğru olmadığını ifade eden Prof. Dr. Yalçın akılcı kullanımla sağlık sorununa neden olmayacağını söyledi. Yalçın, “Uygun şekilde üretilmeli ve üretim süreçleri denetlenmeli. Tekrar tekrar kullanmaktan kaçınılmalı. 1 kez kullandıktan sonra atılmalı” dedi.
(Aksaray Egemen)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder