18 Nisan 2012 Çarşamba

Ürküten görüntü

ürküten görüntü
00:15 | 29 Temmuz 2010 Milliyet Gazetesi



Alibeyköy Baraj Gölü’ne bir borudan koyu renkli ve kötü kokulu bir sıvı akıyor. Akıntının göl sularına karıştığı ve martı ölülerinin de yer aldığı noktadan itibaren geniş bir alanda beyaz köpükler oluşuyor.









Ürküten görüntü

Alibeyköy Baraj Gölü’ne bir borudan koyu renkli ve kötü kokulu bir sıvı akıyor. Akıntının göl sularına karıştığı ve martı ölülerinin de yer aldığı noktadan itibaren geniş bir alanda beyaz köpükler oluşuyor





TAHSİN AKSU



İstanbul’un şebeke suyu ihtiyacının karşılandığı 7 barajdan birisi olan Alibeyköy Barajı’nın su havzasına dökülen koyu renkli ve kötü kokulu sıvı gölde kirliliğe neden oluyor. Suyun baraj gölüne boşaltıldığı bölgede hayvan ölüleri, köpükler ve atık çöpler de dikkat çekerken, çobanların baraj gölü kıyısına sürüler halinde getirdiği hayvanlar da su ihtiyacını aynı yerden karşılıyor. İSKİ ise göle bırakılan sıvının Kağıthane’deki içme suyu arıtma tesislerinden deşarj edildiğini belirterek, bunun anormal bir durum olmadığını savundu.

Son yağışlarla birlikte yüzde 45 doluluk oranına sahip olan 36 milyon metreküp su kapasiteli Alibeyköy Barajı’na dökülen esrarengiz sıvının yarattığı kirliliği hem havadan hem de yerinde görüntüledik.



Güvenlik: Bir yıldır böyle

Sultangazi Gazi Mahallesi’nin bitişiğinde bulunan barajın kapaklarına yüz metre mesafede göle boşaltılan su, kıyıya 10-20 metre uzaklıktaki bir borudan geliyor. Koyu renkli ve kötü kokulu sıvının gölle buluştuğu noktada köpükler ve bir martı ölüsü dikkat çekiyor. Çobanların göl kıyısına getirdiği küçük ve büyük baş hayvanlar da aynı bölgede su içiyor.

Göle bırakılan atık suyun yanı sıra kıyıdaki kirlilik de had safhada. Kıyı şeridinde beyaz köpükler ve çöpler çirkin bir manzara oluştururken, bazı vatandaşlar ise kirliliğe aldırmadan gölde balık tutuyor.

Adını vermek istemeyen bir vatandaş oğluyla birlikte her gün balık tutmaya geldiğini belirterek, “Günde 15-20 balık tutuyoruz. Haftasonu burası Galata Köprüsü gibi oluyor. Ancak suyun kirli olup olmadığını bilmiyorum” dedi.

Barajın güvenlik görevlisi ise atık suyun Kağıthane’deki İçmesuyu Arıtma Tesisleri’nden geldiğini öne sürerek, “Tesisteki su arıtma depolarının dibinde kalan sular, kanallardan biri vasıtasıyla tekrar göle boşaltılıyor. Bu uygulama son bir yıldır devam etmekte” diye konuşuyor.









Ürküten görüntü

Alibeyköy Baraj Gölü’ne bir borudan koyu renkli ve kötü kokulu bir sıvı akıyor. Akıntının göl sularına karıştığı ve martı ölülerinin de yer aldığı noktadan itibaren geniş bir alanda beyaz köpükler oluşuyor

00:15 | 29 Temmuz 2010

İstanbul’un şebeke suyu ihtiyacının karşılandığı 7 barajdan birisi olan Alibeyköy Barajı’nın su havzasına dökülen koyu renkli ve kötü kokulu sıvı gölde kirliliğe neden oluyor. Suyun baraj gölüne boşaltıldığı bölgede hayvan ölüleri, köpükler ve atık çöpler de dikkat çekerken, çobanların baraj gölü kıyısına sürüler halinde getirdiği hayvanlar da su ihtiyacını aynı yerden karşılıyor. İSKİ ise göle bırakılan sıvının Kağıthane’deki içme suyu arıtma tesislerinden deşarj edildiğini belirterek, bunun anormal bir durum olmadığını savundu.

Son yağışlarla birlikte yüzde 45 doluluk oranına sahip olan 36 milyon metreküp su kapasiteli Alibeyköy Barajı’na dökülen esrarengiz sıvının yarattığı kirliliği hem havadan hem de yerinde görüntüledik.

Güvenlik: Bir yıldır böyle

Sultangazi Gazi Mahallesi’nin bitişiğinde bulunan barajın kapaklarına yüz metre mesafede göle boşaltılan su, kıyıya 10-20 metre uzaklıktaki bir borudan geliyor. Koyu renkli ve kötü kokulu sıvının gölle buluştuğu noktada köpükler ve bir martı ölüsü dikkat çekiyor. Çobanların göl kıyısına getirdiği küçük ve büyük baş hayvanlar da aynı bölgede su içiyor.

Göle bırakılan atık suyun yanı sıra kıyıdaki kirlilik de had safhada. Kıyı şeridinde beyaz köpükler ve çöpler çirkin bir manzara oluştururken, bazı vatandaşlar ise kirliliğe aldırmadan gölde balık tutuyor.

Adını vermek istemeyen bir vatandaş oğluyla birlikte her gün balık tutmaya geldiğini belirterek, “Günde 15-20 balık tutuyoruz. Haftasonu burası Galata Köprüsü gibi oluyor. Ancak suyun kirli olup olmadığını bilmiyorum” dedi.

Barajın güvenlik görevlisi ise atık suyun Kağıthane’deki İçmesuyu Arıtma Tesisleri’nden geldiğini öne sürerek, “Tesisteki su arıtma depolarının dibinde kalan sular, kanallardan biri vasıtasıyla tekrar göle boşaltılıyor. Bu uygulama son bir yıldır devam etmekte” diye konuşuyor.

Pis suyun aktığı boru, baraj gölünün yaklaşık 20 metre uzağında açığa çıkıyor. Bu noktanın biraz uzağında da hayvanlar otlayıp su içiyor...



Bunlar barajdan alınıp bırakılıyor

İstanbul Su Kanalizasyon İdaresi’nden konuya ilişkin sorulara verilen yanıtta, Alibeyköy Barajı’ndaki suyun Kağıthane İçmesuyu Arıtma Tesisleri’ne ulaştırılarak modern yöntemlerle arıtıldığı belirtilerek, şöyle denildi: “Günlük ortalama 450 bin metreküp içmesuyu arıtan Kağıthane İçmesuyu Arıtma Tesisleri’nde zaman zaman arıtma işlemlerinde kullanılan teknoloji gereği bir miktar su geri kullanıma dönük olarak Alibeyköy Barajı’na deşarj edilmektedir. Deşarj edilen bu sular Alibeyköy Barajı’ndan alınan sulardır ve ham su niteliğindedir.”



SAĞLIK İÇİN CİDDİ TEHDİT

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Sekreteri Çevre Mühendisi Emine Girgin, Alibeyköy Baraj gölüne boşaltılan suyun İSKİ’nin açıklamasındaki gibi ham su olamayacağını belirterek şunları söyledi: “Bu su muhtemelen arıtma tesisindeki filtre yıkama suyudur ve daha yoğun kirlilik içerir. Baraja geri verilen su gözardı edilecek bir miktar değil. Fotoğraflarda görüldüğü üzere ciddi bir kirlilik var. İSKİ’nin bu kirlilikten haberi olmaması şaşırtıcı. İSKİ buradan ham suyu alıp belli aşamalardan geçirip evlerimize gönderiyor. Ama şu anda baraj sağlık açısından kesinlikle ciddi tehditler barındırıyor. Her türlü atık su deşarjının yasaklanması gerektiği halde bunun denetlemesi gereken İSKİ kendi yaptığı deşarjı beyan etmiş durumda.”



Kaynak

http://www.milliyet.com.tr/urkuten-goruntu/guncel/haberdetay/29.07.2010/1269547/default.htm

DAMACANA SULARDA KANSER TEHLİKESİ !



DAMACANA SULARDA KANSER TEHLİKESİ !





Tüketiciler Birliği Antalya Şube Komisyonlar Sorumlusu Gündüz, damacana sularının üzerindeki su pompalarının yapımında kimyasal madde kullanılmasından dolayı, içilen sulara kanserojen maddelerin bulaşma ihtimalinin bulunduğunu belirtti.
23 Haziran 2009 Salı 16:34Yaz aylarının gelmesiyle daha fazla tüketilen damacana sularına Tüketiciler Birliği Antalya Şube Komisyonlar Sorumlusu Neşet Gündüz'den tehlike uyarısı geldi. Gündüz, sularının üzerindeki su pompalarının yapımında kimyasal madde kullanılmasından dolayı, içilen sulara kanserojen maddelerin bulaşma ihtimalinin bulunduğunu belirtti.
Tüketiciler Birliği Antalya Şube Komisyonlar Sorumlusu Neşet Gündüz, yaptığı yazılı açıklamada şu sözlere yer verdi:
"Damacana ve suları basan pompaların birçok hastalığa yol açtığı, kimyasal gaz oluşturduğu ve de birçok riskler taşıdığını bilmenizi istiyorum. Damacana suları basan pompalar hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. Türkiye'de hazır ve işlenmiş su tüketiminin her geçen gün artarken, bu artış sürecinde gerek bilinçsiz kullanım gerekse sorumluluk sahibi olamayan üreticiler nedeniyle sağlıkta riskler ortaya çıkmaktadır".
Damacana sularının kullanım temelinde 3 risk bulunduğunu kaydeden Gündüz, "Bunlar damacana pompalarından kaynaklanan bakteri kirliliği, damacana hammaddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik ve üretim sırasında oluşabilecek kirliliklerdir. Pompa kaynaklı kirliliklerin genellikle bilinçsiz tüketimden kaynaklandığını, suyu dışarıdan aldığı hava yardımıyla basan pompalar, nemli ve havaya açık bir ortam oluşturdukları için her zaman bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Bundan dolayı damacana pompaları haftada bir kez klorlu suyla temizlenerek dezenfekte edilmeli ve pompalarda oluşabilecek bakteriler engellenmelidir.Çünkü pompalarda oluşabilecek bakteri biyofilmler (Kaygan tabaka) hepatit virüsleri verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. Pompalar temizlenebilir özellikte değilse mutlaka yılda bir kez değiştirilmelidir" ifadesini kullandı.
Gündüz diğer riskli grupları da şöyle sıraladı, "Damacana hammaddesi olarak kullanılan kimyasallarda 'Fosgen' adında oldukça zehirli ve savaşlarda kullanılan kimyasal bir gazın ortaya çıktığıdır. Bu zehirli kimyasalın yüzeyi yıpranmış ve uzun bir süre içinde su bekletilen damacanalardan sulara karışabilmektedir. Bu nedenle yıpranmış ve aşınmış damacanaların satın alınmaması, bunların yaklaşık 50 kullanımdan sonra imha edilmesi gerekmektedir. Piyasada satılan damacana sularının bazıları işlenmiş sulardan, bazıları ise doğal memba sularından damacanalara doldurulması sırasında oluşabilecek hijyenik olmayan koşullar bakteriyolojik kirliliğe sebep olmaktadır. Ayrıca suların hangi şartlarda işlendiği ve ne gibi koşullarda depolanıp son kullanıcıya verileceği de çok önemlidir" şeklinde konuştu.
HABER KAYNAGI


http://www.habervitrini.com/damacana_sularda_kanser_tehlikesi_-407704.html

Damacana sulardaki gizli tehlike

Damacana sulardaki gizli tehlike
29 Mayıs 2009 / 13:29
Yapılan araştırmalar sağlıklı diye içilen damacana sularındaki tehlikeyi gözler önüne serdiErciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, damacana suları basan pompaların hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırdığını söyledi.Prof. Dr. Peker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de hazır ve işlenmiş su tüketiminin her geçen gün arttığını belirtti.Bu artış sürecinde gerek bilinçsiz kullanım gerekse sorumluluk sahibi olmayan üreticiler nedeniyle sağlıkta riskler ortaya çıktığını ifade eden Peker, ''Damacana sularının kullanımında temelde 3 risk mevcuttur. Bunlar damacana pompalarından kaynaklanan bakteri kirliliği, damacana ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik ve üretim sırasında oluşabilecek kirliliklerdir'' dedi.Peker, pompa kaynaklı kirliliklerin genellikle bilinçsiz tüketimden kaynaklandığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi: ''Damacanalardaki suyu dışarıdan aldığı hava yardımıyla basan pompalar, nemli ve havaya açık bir ortam oluşturdukları için her zaman bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Bundan dolayı damacana pompaları haftada bir kez klorlu suyla temizlenerek dezenfekte edilmeli ve pompalarda oluşabilecek bakteriler engellenmelidir. Çünkü pompalarda oluşabilecek bakteri biyofilmleri (kaygan tabaka), hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. Pompalar temizlenebilir özellikte değilse mutlaka yılda bir kez değiştirilmelidir.''Fosgen tehlikesi
İkinci bir risk faktörünün ise damacanaların ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, damacana ham maddesi olarak kullanılan kimyasallardan ''fosgen'' adında oldukça zehirli ve savaşlarda kullanılan kimyasal bir gazın ortaya çıktığını söyledi.Peker, bu zehirli kimyasalın yüzeyi yıpranmış ve uzun süre içinde su bekletilen damacanalardan sulara karışabileceğine dikkati çekerek, yıpranmamış ve aşınmamış damacanaların satın alınması, bunların yaklaşık 50 kullanımdan sonra imha edilmesi gerektiğini bildirdi.Üçüncü risk faktörünün ise üreticilerin sağlıksız koşullarda su üretmesinden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. İbrahim Peker, şöyle konuştu:''Piyasada satılan damacana sularının bazıları işlenmiş sulardan, bazıları ise doğal memba sularından oluşmaktadır. Memba sularının damacanalara doldurulma sırasında oluşabilecek hijyenik olmayan koşullar bakteriyolojik kirliliğe sebep olacaktır. Ayrıca, suların hangi şartlarda işlendiği ve ne gibi koşullarda depolanıp son kullanıcıya iletildiği de tartışmalı bir durumdur.''Peker, damacana suyu alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenler konusunda da şu bilgileri verdi: ''Damacana suları alınırken bu suları satan firmaların Sağlık Bakanlığı tarafından izinli olup olmadığına, damacanalar üzerinde emniyet bantları bulunup bulunmadığına, suyun cinsi, üretim adresi, dolum ve son kullanma tarihi, uygulanan işlemlerin ve sahip olduğu parametrelerin yazılı olduğu etiketlerin olup olmadığına, bu etiketlerdeki parametrelerin içme suyu standartlarına uyup uymadığına mutlak suretle göz atılmalıdır. Ayrıca damacanalarda kullanılan pompaların temizlenmesine, damacanaların kuru, güneş ışığı almayan ve temiz yerlerde saklanmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde zararlı mikroorganizmaların çoğalmasına sebep olur. Sulara etki edecek kokulu maddeler damacana yakınında bulunmamalı, en önemlisi kullanılabilecek kadar su almaya ve bir haftada tüketilebilecek miktarlardaki ambalajlarda hazır suları tercih etmeye özen gösterilmelidir. Su şişesinin kapağı açıldığında bir gün içerisinde, damacanalar ise kapakları açıldığında en kısa sürede tüketilmelidir.''Kapalı araçlarda tüketiciye ulaşmalı
Ege Bölgesi Polikarbon Su Satıcıları Derneği Başkanı Tevfik Fikret Özkök ise damacana sularının LPG tüpleriyle yan yana taşınmadığı ve sıcağa maruz bırakılmadığı sürece risk taşımadığını savundu.Özkök, ''Kapalı araçlarla tüketiciye ulaştırılan, güneşe ve sıcağa maruz bırakılmayan damacana suları sağlıklıdır. LPG tüpü servisi yapan araçlarda, damacana sularının tüplerle birlikte tüketiciye ulaştırılmasının sakıncalarını 11 yıldır dile getiriyoruz. Bunun önlenmesi için çaba harcıyoruz'' dedi.

SU DEPOSUNA KANALIZASYON KARIŞTI


HÜRRIYET 24 MAYIS 2006
SU DEPOSUNA KANALIZASYON KARIŞTI





Ankara’nın Polatlı İlçesi’nde bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvuran 47 kişinin su deposuna kanalizasyon karışması sonucu hastalandığı anlaşıldı. Polatlı Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan 37 işçi ile yakındaki Tozlu Köyü’nden 10 hastanın tedavilerini yapan hastane yetkilileri sudan zehirlenmiş olabilirler uyarısında bulundu. Polatlı Sağlık Grup Başkanlığı, Organize Sanayi ile Tozlu Köyü’nün aynı su deposundan yararlandığını, depoya kanalizasyon karıştığının tespit edildiğini açıkladı.
http://www.erposuteknolojileri.com/index.html

Erpo su arıtma teknolojileri Erpo şirketler gurubu bünyesinde bulunan Gıda, Akaryakıt ve Turizm iştiraklerinin yanısıra yasa ile belirlenen insani içme suyu değerlerine haiz insan sağlığını ticaretin önünde gören bir misyona sahip kuruluştur.

Damacana suları basan pompalar.




Damacana suları basan pompalar:


Damacana suları basan pompaların birçok hastalığa yol açtığı ve kimyasal gaz oluşturduğu ortaya çıktı.


Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, damacana suları basan pompaların hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırdığını söyledi.


Prof. Dr. Peker, Türkiye’de hazır ve işlenmiş su tüketiminin her geçen gün arttığını belirtti.


Bu artış sürecinde gerek bilinçsiz kullanım gerekse sorumluluk sahibi olmayan üreticiler nedeniyle sağlıkta riskler ortaya çıktığını ifade eden Peker, “Damacana sularının kullanımında temelde 3 risk mevcuttur. Bunlar damacana pompalarından kaynaklanan bakteri kirliliği, damacana ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik ve üretim sırasında oluşabilecek kirliliklerdir” dedi.


Peker, pompa kaynaklı kirliliklerin genellikle bilinçsiz tüketimden kaynaklandığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:


“Damacanalardaki suyu dışarıdan aldığı hava yardımıyla basan pompalar, nemli ve havaya açık bir ortam oluşturdukları için her zaman bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Bundan dolayı damacana pompaları haftada bir kez klorlu suyla temizlenerek dezenfekte edilmeli ve pompalarda oluşabilecek bakteriler engellenmelidir. Çünkü pompalarda oluşabilecek bakteri biyofilmleri (kaygan tabaka), hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. Pompalar temizlenebilir özellikte değilse mutlaka yılda bir kez değiştirilmelidir.”


FOSGEN TEHLİKESİ


İkinci bir risk faktörünün ise damacanaların ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, damacana ham maddesi olarak kullanılan kimyasallardan “fosgen” adında oldukça zehirli ve savaşlarda kullanılan kimyasal bir gazın ortaya çıktığını söyledi.


Peker, bu zehirli kimyasalın yüzeyi yıpranmış ve uzun süre içinde su bekletilen damacanalardan sulara karışabileceğine dikkati çekerek, yıpranmamış ve aşınmamış damacanaların satın alınması, bunların yaklaşık 50 kullanımdan sonra imha edilmesi gerektiğini bildirdi.

Üçüncü risk faktörünün ise üreticilerin sağlıksız koşullarda su üretmesinden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. İbrahim Peker, şöyle konuştu:

“Piyasada satılan damacana sularının bazıları işlenmiş sulardan, bazıları ise doğal memba sularından oluşmaktadır. Memba sularının damacanalara doldurulma sırasında oluşabilecek hijyenik olmayan koşullar bakteriyolojik kirliliğe sebep olacaktır. Ayrıca, suların hangi şartlarda işlendiği ve ne gibi koşullarda depolanıp son kullanıcıya iletildiği de tartışmalı bir durumdur.”


Peker, damacana suyu alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenler konusunda da şu bilgileri verdi:


“Damacana suları alınırken bu suları satan firmaların Sağlık Bakanlığı tarafından izinli olup olmadığına, damacanalar üzerinde emniyet bantları bulunup bulunmadığına, suyun cinsi, üretim adresi, dolum ve son kullanma tarihi, uygulanan işlemlerin ve sahip olduğu parametrelerin yazılı olduğu etiketlerin olup olmadığına, bu etiketlerdeki parametrelerin içme suyu standartlarına uyup uymadığına mutlak suretle göz atılmalıdır. Ayrıca damacanalarda kullanılan pompaların temizlenmesine, damacanaların kuru, güneş ışığı almayan ve temiz yerlerde saklanmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde zararlı mikroorganizmaların çoğalmasına sebep olur. Sulara etki edecek kokulu maddeler damacana yakınında bulunmamalı, en önemlisi kullanılabilecek kadar su almaya ve bir haftada tüketilebilecek miktarlardaki ambalajlarda hazır suları tercih etmeye özen gösterilmelidir. Su şişesinin kapağı açıldığında bir gün içerisinde, damacanalar ise kapakları açıldığında en kısa sürede tüketilmelidir.”


“KAPALI ARAÇLARDA TÜKETİCİYE ULAŞMALI”


Ege Bölgesi Polikarbon Su Satıcıları Derneği Başkanı Tevfik Fikret Özkök ise damacana sularının LPG tüpleriyle yan yana taşınmadığı ve sıcağa maruz bırakılmadığı sürece risk taşımadığını savundu.


Özkök, “Kapalı araçlarla tüketiciye ulaştırılan, güneşe ve sıcağa maruz bırakılmayan damacana suları sağlıklıdır. LPG tüpü servisi yapan araçlarda, damacana sularının tüplerle birlikte tüketiciye ulaştırılmasının sakıncalarını 11 yıldır dile getiriyoruz. Bunun önlenmesi için çaba harcıyoruz” dedi.

Damacana pompalarındaki tehlike


Damacana pompalarındaki tehlike
Damacana sular için kullandığımız plastik su pompaları büyük tehlike saçıyor.


11 Eylül 2007 Salı, 15:35:00










Üniversite bünyesinde mikrobiyoloji uzmanlarının yaptığı araştırmada, sağlıklı suyun nakliyesinde önemli olan muhafazalı damacana sularının tüketimi için kullanılan pompalar üzerinde yapılan araştırmada çarpıcı sonuçlar elde edildi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü'nde yapılan araştırmada, damacana pompalarının insan sağlığını tehdit eden bakterilerin (Biyofilm üreten bakteriler) üremesine imkan sağlayacak ıslak vasatlar olduğu bilimsel olarak tespit edildi.

Üniversite bünyesinde mikrobiyoloji uzmanlarının yaptığı araştırmada, sağlıklı suyun nakliyesinde önemli olan muhafazalı damacana sularının tüketimi için kullanılan pompalar üzerinde yapılan araştırmada çarpıcı sonuçlar elde edildi. Laboratuar şartlarında 20 numuneden alınan 60 adet örneklemede, biyofilm oluşturan bazı bakterilerin (Bacillus sp) ürediği belirlendi. Yaklaşık 30 gün süren araştırmada suyun dışarı çıkışını sağlayan pompanın iç yüzeyinde bakterilerin yüzeye tutunup yaşayabileceği ortam

olduğu bilimsel olarak tespit edildi. Yaklaşık olarak 15 gün içerisinde bakterinin üreyebileceği ve oluşturduğu biyofilm ortamında, suyla bulaşabilen dizanteri ve tifo gibi bazı hastalıkların nedeni olan bazı tehlikeli bakterilerin üreyip çoğalmasına imkan sağlayabiliyor. Su yoluyla bulaşabilecek hastalıklardan korunmak için pompanın 15-20 gün arasında çamaşır suyu veya hijyen sağlayan maddelerle temizlenmesi gerekiyor.

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Özkanca, bakterilerin farklı şekillerde insanlara bulaşabildiğini, bunlardan bir tanesinin de su yoluyla bulaşan hastalıklar olduğunu söyledi. Damacanaların Türkiye'de kullanımın yaygın olduğunu, sağlık açısından mikrobiyoloji yönden durumun ne olduğunun tespiti için çalışma başlatıldığını dile getiren Prof. Dr. Reşit Özkanca, damacana sularında bir sağlık tehdidinin bulunmadığını, sadece pompa kısmının su tüketen vatandaşlar tarafından genellikle dezenfekte edilmediğini, bu yüzden sağlık riski oluşturduğunu kaydetti. Araştırmanın sağlık açısından halkın bilinçlenmesi için çok önemli olduğuna dikkat çeken Özkanca, "Dünya genelinde binlerce insan su yolu ile bulaşan hastalıklardan dolayı ölmektedir. Bunların başında kolera, dizanteri, tifo epidemileri sayılabilir. Ülkemizde su yolu ile bulaşan hastalık oranı gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksektir. Yani su tüketiminde hijyenik şartların ülke genelinde çok sağlıklı olduğunu söylememiz mümkün değildir. Kullandığımız su temizliğinin yanında saklamak amacıyla kullandığımız kaplarında temiz olması gerekmektedir. Ülkemizde damacana su kullanımı büyük şehirlerde yaygındır. Sağlıklı ve hijyenik yönden temiz olduğu düşünülen damacana suları değişik firmalar tarafından kullanıma sunulmaktadır. Bu damacanaların içi veya pompaları iyi temizlenmediği takdirde, biyofilm oluşturabilen bakteriler pompanın iç yüzeyine tutunur ve ortamda çoğalabilir" dedi.

Çalışmada bilimsel yönden kullanılan yöntemler standart olarak uygulandığını ifade eden Özkanca, "Mikrobiyolojik çalışmaların gerektirdiği steril şartlar altında laboratuarda bakteri izolasyonları yapılmış ve incelenmiştir. Damacana pompalarını dezenfekte etmeden sürekli kullanan kişilerden 20 adet damacana pompası sağlandı. Bu pompalar bulaşma riskine karşı naylon poşetlere konularak ağızları bağlandı ve laboratuara bu şekilde intikal ettirildi. Standart mikrobiyolojik şartların gerektirdiği şekilde pompaların iç yüzeyinden ve üç ayrı bölgesinden örnekler alındı ve ekimleri yapıldı. Mikroorganizmaların tanımlamaları laboratuarlarda yapıldı" diye konuştu.

Özkanca, biyofilm oluşturan bakterilerin damacana pompalarında üremesinin engellenmesi için pompalar sık aralıklarla düzenli olarak dezenfekte edilmesi, pompanın musluk kısmındaki tıpası kullanıldıktan sonra kapalı tutulması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Damacanadaki suya dikkat edin

Damacanadaki suya dikkat edin
Uzmanlara göre, özellikle direkt güneş ışığı alan yerlerde, büfelerde bekletilen pet şişeler, plajlarda gün boyu kullanılan ambalajlar son derece sağlıksız
2011-09-17 08:16:55








ABD Toksikoloji Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, pet şişelerde bulunan BPA maddesi sıcak sıvılarla temas ettiği zaman açığa çıkıyor. Sıvıya karışarak vücuda giren BPA, özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini artırıyor.

‘GÜNEŞTE DURMAMALI’
Kanser hastalıkları konusunda uzman olan Prof. Dr. Erkan Topuz, “Biz senelerdir bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Eve damacanayla alınan su hemen cam bir kaba ya da testiye boşaltılmalı, günlerce bekletilmemeli. Bu pet şişeler, kesinlikle güneşte durmamalı. Ancak adam bu şişeleri büfenin arkasına koyuyor, burada şişeler güneş görüyor, plastikteki maddeler suya geçiyor. Ekonomik nedenlerle bunlar plastikten yapılıyor, yoksa en sağlıklısı cam” dedi.

Plastik kaplardaki gıdanın uzun süre bekletilmemesi gerektiğini bildiren Topuz, “Damacanaların 60-70 kez kullanılma şansı varken biz 700 belki bin kez kullanıyoruz. Belediyelerin kullanım miktarını kontrol etmesi lazım. Su ilk kez piyasaya verildiği zaman birçok kimyasal analizden geçiyor, bu veriler de üzerinde yazıyor. Ancak bu analiz, bir kez yapılıyor. Adam bu suyu aynı markayla satıyor, en iyi marka olsa bile sık kontrolden geçmediği için içinde ne var bilmiyoruz” diye konuştu.

‘ÜÇ AYDA BİR MARKA DEĞİŞTİRİN’
Topuz, şu tavsiyede bulundu: “Tüketicilere tavsiyem, 3 ayda bir kullandıkları su markasını değiştirmeleri. Kronik zehirlenme olmasın hiç değilse. Çeşme suyu da kullanılabilir, ancak çeşme suyunda da aşırı miktarda klor var, aşırı miktardaki klor da kanserojen. Ayrıca yollardaki borulardan sızma şekilde toksit maddeler alınabilir. Eve su filtreleri de konulabilir. Ancak su filtreleri de magnezyumu tutuyor. Oysa magnezyum vücuda faydalı.”

‘ÖNEMLİ OLAN GÜVENLİ KULLANIM’
Prof. Dr. Aziz Ekşi de, “Tüm gıda ambalajları gibi, içme suyu ambalajları da Tarım Bakanlığı’ndan izin almak zorunda. İznin aradığı koşullardan birisi de gıdanın muhafaza koşullarında ambalajdan gıdaya geçen maddelerin miktarının belirlenmesi. Buna ‘migrasyon testi’ diyoruz. AB’de de geçerli olan bu testin desimetrekarede 10 miligram’ı geçmemesi gerekiyor” dedi. Buna karşın testlerin normal depolama koşullarında yapıldığını soğuk ve sıcak koşulların migrasyonu artırdığını belirten Prof. Ekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘BİRLİKTE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ’
“Savunmamız gereken, güvenli kullanım. Örneğin pet şişe, arabada uzun süre bekletilmemeli, buzluğa konulmamalı. Donma sırasında da göçme nedeniyle plastik doku zedelenir, her zedelenme plastikten gıdaya geçişi artırır. Pet şişelerle yaşamak zorundayız, ancak bunun güvenli kullanım koşullarını belirlemeli ve bunun kontrol edilmesini sağlamalıyız. Tüm dünyada tüketimi en çok artan gıda, ambalajlı su. Bunu camla karşılayamazsınız. Ambalajın güvenliğini sağlamak önemli.”

‘KALINTILARI GİDERMEK GÜÇ’
Prof. Dr. Muammer Kayahan da, “1990 yılı öncesi, Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği hazırlanırken gıdayla ve suyla temasta olacak plastik kökenli ambalaj materyallerinin taşıması gereken nitelikler hakkında detaylı bir çalışma yapıldı. Özel bir yönetmelik hazırlandı. PVC (Polivinil klorür), en tehlikeli madde olarak bilinir. Bunun taşıdığı gıdaya veya sıvıya geçme oranı yüksek olduğu için limitler konuldu. Pet şişenin hammaddesinin suyla tepki vermeyen bileşikleri içermesi gerekir. Temel maddenin dışında kullanılan katkılar itibarıyla özellikleri önemli. Polietilenler, PVC’ler kadar tehlikeli değil. Büyük moleküllü maddeler küçük moleküllüleri fazlaca içeriyor ve bunu suya veriyorsa tehlikeli tabii. Damacanalarda deterjan kalıntısını gidermek son derece güç bir hadisedir. Daracık bir ağızdan iyi bir yıkama şekli gerçekleştirilebilir mi, ondan kuşkuluyum” dedi.

‘GIDA MÜHENDİSLERİ KONUŞMALI’
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Mehmet Uysal ise pet şişelerin kanserojen olmadığını öne sürdü. Uysal, “Hacettepe Üniversitesi’nden Yaşar Kemal Erdem’in araştırmasına göre, ‘BPA’ adında kanserojen bir madde vardır ki bu havada dahi vardır. Bu maddenin insan vücuduna kanser yapan madde olarak bulaşabilmesi için bir insanın günde 60 damacana su içmesi gereklidir. Çocuklarda bu etkiyi yapabilmesi için 6 damacana su içilmesi lazımdır. Polikarbonat biberonlara savaş açıldı. Bunlar Avrupa’da dahi yasaklanmadı. Pet şişeler, polyester esaslı oldukları için polikarbonatlara göre çok daha sağlıklı. Bu konuda tıp doktorlarına değil gıda mühendislerine başvurulmalı. Bugün camın avantajları olduğu gibi pek çok dezavantajları da var” diye konuştu.

‘ARITMA CİHAZLARINA TALEP ARTTI’
İçme Suyu makineleri üreticisi Ekrem Sözer ise, “Pet şişe ya da plastik damacanaların yeterince sağlıklı olmadığını aslında tüm dünya biliyor. Tek kullanımlık olursa daha az sakıncalı olur. Bir ambalaj, 20-30 ya da 50 kez kullanılabilir, ancak yüzlerce kez doldur boşalt yapıldığı bir gerçek. Bu sıkıntılar nedeniyle son dönemde bize yönelen talep arttı. İnsanlar içme suyunu arıtma kararı veriyor. Üstelik bu su, insan sağlığı açısından yeterli mineraller içeriyor. Artık öyle bir noktaya gelindi ki, birçok uzman ‘Arıtma cihazı alamıyorsanız çeşme suyu için, daha iyi’ diyor” açıklamasını yaptı.

NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
* Plastik su şişeleri buzluğa konulmamalı.
* Arabada bırakılan pet şişedeki sular tüketilmemeli.
* Plastik şişeler dondurulmamalı. Bu durum plastik içindeki Dioksin’i açığa çıkartmaktadır. Dioksin denilen kimyasal maddenin kansere neden olduğu, özellikle göğüs kanserine yol açtığı biliniyor.
* Eve alınan damacanalardaki su hemen bir cam kaba ya da plastik dışı bir kaba boşaltılmalı. Su oradan alınıp tüketilmeli.

"SİGARA PET ŞİŞEDEN DAHA ZARARLI"
TÜRK Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın, pet şişedeki suyun kansere neden olduğuna dair kanıtlanmış bir verinin olmadığını söyledi. Yalçın, pet şişeden önce sigara, obezite ve alkolden uzak durulması gerektiğini belirtti. Suyun pet şişede uzun süre kalmasının kanserden önce enfeksiyon gibi başka sağlık sorunlarına neden olabileceğini anlatan Yalçın, “Pet şişenin kanser yapan bir etkisi olsaydı pet şişe kullanan ülkelerde mide, yemek borusu ve mesane kanseri oranlarının artmış olması gerekirdi. Ancak böyle bir şey yok” dedi. Pet şişenin kansere neden olduğunu söylemenin doğru olmadığını ifade eden Prof. Dr. Yalçın akılcı kullanımla sağlık sorununa neden olmayacağını söyledi. Yalçın, “Uygun şekilde üretilmeli ve üretim süreçleri denetlenmeli. Tekrar tekrar kullanmaktan kaçınılmalı. 1 kez kullandıktan sonra atılmalı” dedi.







(Aksaray Egemen)

 

FATİH ALTAYLI


Pet şişelerden kurtulun

11 Eylül 2011 Pazar, 09:11:26
AŞAĞIDA okuyacağınız satırlar pek hoşunuza gitmeyebilir. Kendinizi kötü, hatta rahatsız hissedebilirsiniz. “İyi de, ne yapacağız” diyebilirsiniz. Çünkü ben de aynen sizin söylemeniz muhtemel bu cümleyi söyledim, aynen bu yazdıklarım gibi hissettim. Yine de sizleri sevdiğim için, bunları yazmak zorundayım.

Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye’nin önemli hastanelerinden birindeydim. Ameliyat sonrası, alanında Türkiye’nin değil, dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz geldi. Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere. Konuşurken, önümdeki masada duran “pet” şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım. Profesör doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı. Suyu doldurduğum bardağı aldı. Görevliyi çağırdı. Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya boşaltmasını söyledi. “Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin” dedi.

“Ne oldu hocam, sular zehirli de bizim haberimiz mi yok” dedim şaşkınlıkla. “Keşke zehirli olsa. Panzehiri olur, ilacı olur. Bunlar zehirden beter” dedi ve anlattı. “Son yıllarda kanser olaylarında büyük patlama yaşanıyor. Çok ileri yaşlarda ortaya çıkması gereken bazı kanser türleri, çok erken yaşlarda görünür oldu. Yaşlılarda görülecek lenfomalar, gencecik insanlarda peydahlanıyor. Kemik kanserleri, kemik iliği tümörleri sık sık karşımıza çıkıyor.” “Biliyoruz hocam. Çevre koşulları, hormonlu gıdalar. Her şey kanserojen” dedim. “Evet” dedi. “Bu pet şişeler hepsinden daha kanserojen.” “Bütün dünya kullanıyor” dedim. “Medeni ülkeler giderek daha az kullanıyor” dedi. “Bu pet şişelerdeki sular 2 haftadan uzun süre şişede kaldığı zaman, şişenin içindeki zararlı maddeleri çözüyor ve suya karışmasına neden oluyor. Bunlar hücre yapılarına çok ağır zararlar veriyorlar. Her gün yavaş yavaş bozuyorlar.

Eğer iki haftalıktan daha yeniyse bunun içindeki su, iç. Ama iki haftalıktan daha eski ise içme.” Hemen önümdeki açılmamış pet şişeyi aldım. 2 aylıktı ve son kullanma tarihi olarak 10 ay sonrayı gösteriyordu. “Bu şişeler kısa süreli saklama için uygun. Ama uzun süreli saklamalarda çok zararlı.” “Peki ne yapacağız?” dedim. “Cam şişe kullanacağız. Cam şişede su alacağız. Her türlü gıdayı cam şişe içinde talep edeceğiz.

Hem çevreye daha az zararlı, hem de sağlığımıza.” “Maliyeti yüksek ama” dedim. “Kanserin tedavi maliyeti daha mı düşük? Aksine çok daha yüksek. Bütün hayatın boyunca cam şişe kullansan, bir kanser tedavisinin onda biri maliyeti bulmaz. Artık kanserleri büyük ölçüde tedavi edebiliyoruz ama yüksek maliyetli oluyor. Hastayı da harap ediyor.” “Hadi küçük şişeleri cam şişede hallettik, ya damacanaları ne yapacağız.

Onlar da pet benzeri bir madde değil mi?” Profesör doktor daha da kötü konuştu. “Oradaki sorun daha büyük. O damacanalar birden fazla kez kullanılıyor. Ve onları temizlemek için, deterjanla yıkanıyor genelde. İçinde kalan deterjanı temizlemek için en az üç damacana su kullanmak gerek. Sen o damacanaların üç damacana suyla yıkandığını düşünüyor musun?” diye sordu. “Düşünmüyorum” dedim. “Demek ki damacanadaki suyla birlikte deterjan da içiyoruz” dedi. Çocukluğumu hatırladım. İstanbul’da hasıra sarılmış cam damacanalar içinde Beykoz’dan gelme sular satılırdı. “Eskiden vardı cam damacanalar” dedim.

“Talep edelim yine olur. Cama dönmekten başka çare yok. Yoksa her gün kendimizi bile bile öldürüyoruz. Sigara içme kanser olursun kampanyaları yapılıyor. Bunların yanında sigara masum kalır” dedi. İçim karardı doğrusu. Ama artık eve pet şişe sokmama kararı aldım. Bu kararı da sizinle paylaşmam gerektiğini düşündüm. Hepimizin çocukları için.

WATERPROOF

Prof.Kenan DEMİRKOL

5 litrelik ve 8 litrelik cihazımız..

GÖNÜLLÜ SATIŞ DANIŞMANI OLMAK İSTERMİSİNİZ.?



                           GÖNÜLLÜ SATIŞ DANIŞMANI OLMAK İSTERMİSİNİZ.?

                                      WATER-PAK TANITIM ORGANİZASYONU
Firmamız daha iyi hizmet verebilmek için zincir mağaza satış sistemi yerine, müşteri mekanında içme suyu ve Water-Pak teknolojisi hakkında tanıtım, demo  ve ürün bilgilendirmelerinin yapıldığı toplantılı satış sistemini (party selling system) benimsemiştir. Bu doğrultuda ürünü tanıyan ve tanıtımını yapabilecekarkadaşlarımızdan oluşan kendi tanıtım organizasyonuyla satış faaliyetlerini sürdürmektedir.
Water-Pak tanıtım sisteminde müşteri ürüne değil, ürün müşterinin ayağına gider. Bu sayede sadece görerek değil, dokunarak, çalıştırarak hatta üretilen suyu kullanarak satın almaya karar verilir.
Memnuniyetinin en üst düzeyde tutulduğu bu sistemde müşteriler ihtiyaçları olduğu anda arayıp yardım alabilecekleri hatta çağırabilecekleri bir ürün uzmanına sahip olurlar.
Organizasyon, ürünler konusunda uzman Tanıtım Görevlilerinden ve gönüllü satış danışmanlarından oluşur. Asıl faaliyet Water-Pak markalı ürünün tanıtımı yapmaktır. Satış yapılmaz, sipariş alınır.

KİMLER KATILABİLİR.?
İnsan ilişkileri konusunda kendisini başarılı bulan, verilen eğitimleri öğrenip uygulayabilen herkes organizasyona katılma şansına sahiptir.
Sermaye ihtiyacı yoktur. Kişiler çalışma saatlerini kendileri belirler. Sipariş aldıkları ürünler üzerinden prim kazanırlar.
Ev hanımları, emekliler, memurlar, esnaflar, mühendisler, öğretmenler, hemşireler, her yaştan her meslekten kişilerin bulunduğu Waterproof tanıtım organizasyonu benzersiz bir çalışma ortamı sunmaktadır.
Water-Pak gönüllü satış danışmanı olarak organizasyona katılmak istiyorsanız bize ulaşacağınız telefon numaraları:
444 84 31.