19 Temmuz 2011 Salı

NOSTRADAMUS'UN KEHANETLERi

NOSTRADAMUS'UN KEHANETLERi

Tüm zamanlarin en taninmis kahini Michel de Nostradamus'un kehanetlerinin bazilari dünyanin
çesitli yörelerindeki uzmanlar tarafindan uyarlandi; bu ilginç arastirmanin bazi bölümlerini
sizlere iletiyorum. Yanliz dikkat edilmelidir ki, Nostradamus'un kehanetleri her uzmanin kendi
yorumlarina baglidir ve birkaç örnek disinda hiçbir zaman genellestirilememis ve tam anlamiyla
çözülememistir. Örnegin geçen yilin basinda Suriye Devlet Baskani Hafiz Esad'in 69 yasinda
ölecegi kehaneti basarili yorumlardan birisi olarak kabul edilmekte ama Saddam'in öldürülecegi
kehaneti basarisiz kabul edilmektedir. Yine de son karar sizlerin olacaktir.

--------------------------------------------------------------------------------

Sonia Gandhi veya Priyanka Gandhi Vadra Hindistan Basbakani olacak.

Yorum: Nostradamus'un 2/54 no'lu kehanetinde Avrupa'dan uzak bir ülkede "Romali" yani

Italyan kani tasiyan bir kiz lider olacak. Sonia Gandhi, öldürülen eski Basbakan Rajiv Gandhi'nin
Italyan esinden olma kizidir. Ama Sonia'nin kizi 27 yasindaki Priyanka Gandhi Vadra'da yari
Italyan'dir. Fakat görüldügü kadariyla genç kiz Nehru-Gandhi mirasina gönüllü degildir.
Fakat bir milyardan fazla Hintli'ye göre genç kizin olaganüstü karizmasi lider olmasi için
yeterlidir ve desteklenmektedir.

--------------------------------------------------------------------------------

Los Angeles, San Francisco veya Seattle'de büyük bir deprem ya da patlama olacak.

Yorum: Bir diger önemli kaynak olan "Uyuyan Kahin" Edgar Cayce'e göre, içinde

bulundugumuz dönem yani 1998-2004 arasi depremlerin, volkanik patlamalarin ve
kasirgalarin artis dönemidir. Nostradamus'da benzer kehanetlerde bulunmustur.
Fakat ilgili dörtlükte (1.87) "Arethusa" adli bir yerden de söz etmektedir. Bu isim
Yunan Mitolojisi'nin ünlü bir su perisinin (Nymph) adidir ve heykeli bugün Italya
Siracusa'da bulunmaktadir yani Etna Yanardagi'nin yakinindadir. Ve ABD'nin
bati kiyisinda da Etna isimli bir yer vardir. Ama bazi yorumculara göre kasdedilen
yer ABD degil, Italya'daki Etna'dir.

--------------------------------------------------------------------------------

400 yildan sonra ilk kez bir süpernova çiplak gözle görülecek ve Papa degisecek.


Yorum: Nostradamus'un öngördügü "7 gün boyunca günler ve gecelerde gökte parlayacak"

dedigi kozmik olay bu süpernova olabilir mi? Eger oysa Kahin, bu olayin hemen ardindan
Papa'nin (John Paul II)'i Vatican'i terkedecegini söylüyor yani Papa belki de yasamini yitirebilir.
Buna karsin bazi uzay bilimcilere göre Süpernovalarin ne zaman olusacagini bilmek asla mümkün
degildir, bunun yerine iki yildizin çarpismasi veya bir kuyruklu yildizin patlamasi türünden baska
bir kozmolojik olay gerçeklesecektir. Ama sonuçta önemli olan gökteki parilti olacaktir.

--------------------------------------------------------------------------------

Kuzey Italya, Londra ve Ingiltere'nin önemli bir bölümü dev depremlerle sarsilacak hatta
Britanya Adasi'nin bir bölümü denize batacak.

Yorum: Yoruma göre Italya'da depremin merkezi Mortara yani Milano'nun üç mil kuzeybatisi.

Ayni anda Güney Italya'da sarsilacak ve Floransa büyük zarar görecek. Sismik zincirleme reaksiyon
sonucunda Ingiltere'de etkilenecek, iki St George Adasi olan Cornwall ve Scilly Adalari batacaklar.
Nostradamus'un kehanetinde (9.31) Mortara ve St. George Adalari ismen geçiyorlar. Ama bir de
"Easter Day" yani Paskalya sözcügü var. O zaman 2003 veya 2004'ün Paskalyalari'ndan
söz ediliyor da olabilir.

--------------------------------------------------------------------------------

Çok ünlü bir rock sarkicisi bir uçak kazasinda yasamini yitirecek.
Yorum: Yorumculara göre Subat ayinda tüm grubu ile beraber uçarak bir konsere giden çok

ünlü bir rock sarkicisinin yasami tehlikede. Bu kaza 1999'da atlatilmis. Peki kim olabilir?
Rolling Stones, Red Zeppelin, eski Beatle'lar, Lou Bega mi? Ya da John Mellencamp,
John Fogerty, veya Elton John mu? Ama Elton John hakkinda baska bir kehanet var.
Bir yorumcu Ricky Martin adini veriyor. Ama bir baskasi hayir, o degil diyor. ...

--------------------------------------------------------------------------------

Hafiz Esad'in yerine geçen oglu Besir Esad, bir darbeye düsürülecek.

Yorum: Darbe Baas Partisi ve ordu tarafindan yapilacak.


--------------------------------------------------------------------------------

YIKosova'da ve Makedonya'da yeni çatismalar. Ama en önemlisi Sirp Lider Slobodan
Milosevic'in öldürülecegi.

Yorum: Yorumculara göre bu defaki çatisma merkezi Voyvodina olacak.

Sirplarla çatisacak olan Kosova Özgürlük Ordusu savasi baslatacak.
Ise Arnavutluk'ta karisacak ve tabii is NATO'ya kalacak. Bunun bir adi da I
II. Dünya Savasi olabilir diyor bazi yorumcular.Veya savasin çikis nedeni
Milosevic'in öldürülmesi olacak. Ama bazi uzmanlara göre Sirp Lider dogal nedenlerle
de ölebilir fakat ragmen çatismalar baslayacaktir.

--------------------------------------------------------------------------------

Saddam Hüseyin bir kaza geçirip, ölecek.
Yorum: Yoruma göre Saddam'in yerine oglu Uday geçecek. Haziran'da ise bir darbe
tesebüsü olacak ama Uday darbeyi bastiracak.

--------------------------------------------------------------------------------

Afrika'da savas

Yorum: Yorumcular Nostradamus'un Cezayir ve Fas önce büyük iç savaslarin ardindan da

Iran'in tahrikiyle kitaya yayilacak bir savastan söz ediyorlar. Iddiaya göre Misir, Sudan, Eretria
ve Somali savasa katilacaklar. Bu arada Italya, Fransa ve Ispanya'da terör olaylari yasanacak.
Savasi ABD ve Kanada'nin müdahalesi sonlandiracak.

--------------------------------------------------------------------------------

Prenses Diana yüzlerce tanigin önünde görünecek ve özel bir mesaj verecek.
Yorum: Yorumculara göre Diana bir alev seklinde görünecek. Nostradamus'un (4.24) no'lu
kehanetine göre yorum yapiliyor; "Kutsal yerden Lady'nin zayif sesi gelecek-Ilahi ses insani
ates gibi parildayacak-Bunun nedeni kani yerde kalmamasi için olacak-Kutsal tapinak kirletilip,
zarar görecek." Peki acaba bu olay kahramani Diana'mi? Yoksa bir simge mi? Bazi yorumcular
bunu cinayetin içyüzü aydinlanacak, seklinde yorumluyorlar. Kutsal tapinak ise kilise yani
komplonun içinde din adamlarinin da yer almalari.

--------------------------------------------------------------------------------

Bir Arap uçagi düsecek.

Yorum: Tahminler Irak veya Libya'ya yönelik. Kaza bir Orta Dogu hava limaninda olacak.

Bir baska yorumda Israil yine suçlaniyor, baska birine göre ise kaza Misir ya da Suudi Arabistan'da.

--------------------------------------------------------------------------------

Dogu Anadolu tehlikede
Yorum: Dogu Anadolu'da ve Japonya'da 7 Richter'in üzerinde iki deprem olacak.

--------------------------------------------------------------------------------

Mavi Türbanli Lider yani Mehdi geliyor
Yorum: Nostradamus'un kehanetlerinin birçok yerinde geçen "Mavi Türbanli Müslüman Lider"
bu kez ortaya çikacak. Uzmanlara göre adaylarin arasinda Besir Esad da var. Yeni bir Nasir
olacak denen bu lider, Arap Birligi'ni yeniden olusturacak. Iran, Afganistan Irak, Suudi Arabistan,
Yemen, Libya ve bazi Orta Asya ülkeleri birlesecekler. Arap Federasyonu kurulacak ve Bati'ya
karsi tavir alacak. Iran, Türkiye'ye saldirip, Trabzon'a kadar gelecek, Fas'ta büyük savaslar
olacak. Iran'da Hatemi devrilecek yerine bir ihtimal yine Iran disindan Humeyni gibi bir lider gelecek.
Bu kisi Usame bin Ladin veya Ahmed Sah Mesud da olabilir. Bu kehanet çok eski ve
Mavi Türbanli Lider çoktandir bekleniyor ama hala çikmadi. Ama gerçekten de
Nostradamus'un (5.27) no'lu kehanetinde Persler'in Trabzon'a gelecekleri, Misir'in ve
Midilli'nin korkuyla titreyecegi, Adriatik'in Arap kaniyla sulanacagi yaziyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Iran, Suudi petrol boru hatlarini bombalayacak.

Yorum: Yorumculara göre Iran'in amaci Türkiye'ye yönelik petrol destegini kesmek.

Bir diger iddia ise Iranli,Afgan ve Azeri teröristlerin bu isi yapacaklari seklinde ve sonuçta
büyük bir petrol krizine girilecek.

--------------------------------------------------------------------------------

Petrol krizi sonucunda, küresel bir ekonomik kriz baslayacak.

Yorum: Suudiler ile Iran arasindaki çatisma çikinca petrol krizi olusacak, ayni süreçte

Israel ve Suriye arasinda da savas baslayinca önce ABD'de borsa çökecek daha sonra ise ekonomik
kriz küresel boyutlara ulasacak.

--------------------------------------------------------------------------------

BEYAZ ABD Baskan Yardimcisi yasamini yitirecek.

Yorum: ABD yeni Baskan'nini ve Yardimcisini yeni seçti ama yorumculara göre

Baskan Yardimcisi (Chaney oldugu belirlendi) dogal nedenlerle yasamini yitirecek.

--------------------------------------------------------------------------------

BIR DEPREM Tüm Kuzey Afrika ve Akdeniz kiyilari Cezayir merkezli depremle sarsilacak

Yorum: Kaddafi ile NATO arasindaki olasi bir anlasmazligin hemen ardindan, Cezayir'de

7.3 Richter'in üzerinde bir deprem olacak ve tüm Akdeniz'de hissedilecek.

--------------------------------------------------------------------------------

Israil Suriye'ye saldiracak.

Yorum: Önce sinir çatismalari olacak, Suriye ve Lübnan'daki önemli kentler bombalanacak.

Anlasmazlikta bir tarafta Türkiye, Misir, Ürdün, Küveyt, Bahreyn, Birlesik Arap Emirlikleri ve
Suudi Arabistan, öteki tarafta ise Suriye, Lübnan, Yemen, Libya, Filisin, Irak, Iran,
Afganistan ve Pakistan yer alacaklar. Israil BM Güvenlik Konseyi'nde kinanacak,
Rusya ve Çin ekonomik baski uygulayacaklar. Buna karsin ABD, Ingiltere ve
Fransa karsi çikacaklar. Filistinli gerillalar Kudüs'in bati kesiminde ve
Ürdün'de eylemler yapacaklar. Burada Suriye'nin durumu kritik; Eger
Nostradamus'un kasdettigi gizemli Arap Lideri Besir Esad ise, önceki kehanet daha
da güç kazanabilir. Kahin'in "Alus"diye sifreledigi ismin "El Essad" oldugunu düsünen
yorumculara göre, bu çatisma tüm Orta Dogu'ya yayilacak ve hatta Saddam Hüseyin
tarafindan Tel Aviv'e kimyasal silahlarla saldirilacaktir. Sam ve diger önemli Suriye kentleri
Israil tarafindan bombalanirken Ürdün ve Suudi Arabistan, Irak ve Iran'la çatisacaklar.
Senaryoya göre bu arada ABD, Ingiltere ve Türkiye deniz ve hava güçleri ile savasa
müdahale edecekler. Eger bu tarihte Besir Esad hala iktidarda olursa, yani
2003'in ilk üç ayindaki darbe tesebbüsünü atlatirsa büyük güç kazanabilir ama baska
yorumculara göre gizemli lider Esad'i deviren bilinmeyen kisi olacaktir. Bakalim, görecegiz..

--------------------------------------------------------------------------------

Elton John bir saldiriya ugrayacak.

Yorum: Yorumcular ünlü Ingiliz pop sarkicisi Elton John'un fanatik bir hayrani ve asigi tarafindan

saldiriya ugrayacagi görüsündeler. Hatta saldirinin ölümle sonuçlanacagi belirtilmekte.
Yorunculara göre Elton John, 1980'lerin basinda benzer bir tehlikeyi atlatmis ve kurtulmustu
ve simdi ayni etki yinelenecek. Bir diger yoruma göre ise, ayni suikast tehlikesi
Beatle George Harrison, Sean Lennon, John Mellencamp, John Fogerty, Olivia Newton-John ve
aktör Jack Lemmon için de geçerli. Ayrica Kurt Cobain, John Lennon ve aktör
George Reeves'in de ayni konumda yasamlarini yitirdikleri belirtiliyor ve buna "
Üçlü Ölüm Laneti" adi veriliyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Rus askerleri Azerbaycan'a girecekler

Yorum: Iran'in Azeri Kürtler'le birlesme niyetine karsi Rus Ordusu bölgeye

gönderilecek. Bu arada Ruslar Çeçenistan, Dagistan, Gürcistan ve
Ermenistan'i kontrol altina almaya çalisacaklar. Baska bir Rus askeri birligi ise,
Türkmenistan'a girecek ve kanli savaslar olacak. Sonuçta çatismalar
Rus-Müslüman çatismasina dönüsecek. Yorumculara göre bunun bir diger anlami
Rusya'nin eski gücünü arama ve yeniden elde etme çabalari seklinde.
Nostradamus'un 2000 yilindan sonrasina ait oldugu anlasilan ruhsal konulardan söz ettigi düzinelerce dörtlük vardir. II.Henri'ye bir mektubunda sunlari yazmisti: "Sapkin bir tarikatin en üst ve en yüce sayginlik noktasina ulastigi baska bir kederin arefesindeb... uzun zamandir yasaklanmis bir daldan dogan, dünya haklarini yumusak ve gönüllü bir kölelige tasiyacak bir adam ilerleyecek... mezhebin alevi bütün dünyaya yayilacak." Nostradamus'un burada örgütlü tarikatlerin -'sapkin mezhep'- sonunda Hiristiyanligin çoktan beri unutulmus bir dalindan dogan yeni bir inancin yükselisine kehanet ettigine kusku yoktur. Nostradamus bunun bir Hiristiyanlik inanci oldugunu söylemesine karsin, onun dinsel arkaplani göz önüne alindiginda, baska bir din olamayacagi kesin gibidir. Bu yeni inanç tüm dünyayi sarip sarmalayacak ve barisçil bir uyum çagini baslatacaktir.
Nostradamus'un bunun yani sira yaklasmakta olan bin yilin basinda, Katolik Kilisesi içinde bu yeni uyanisi doguracak büyük karisikliklardan da söz etmis olmasi çarpicidir.

"Yeni Barque (yelkenli gemi)
yolculuklari sürdürecek,
Her yana Imparatorlugu tasiyacaklar
Beaucaire ve Arles rehineleri alikoyacak
Yakininda iki somaki sütun olan
yerin yakininda
(Yüzyil X Dörtlük 93)


Barque papaliktir. Nostradamus, gelecekteki bir papanin bin gün Vatikan'i terk etmek ve Katolik Kilisesi'nin merkezini baska yere tasimak zorunda kalacagini ileri sürüyor. Gerek Beaucaire, gerek Arles, bir zamanlar Papa VI. Pius'un rehin olarak tutuldugu Rhinea yakindir.
Nostradamus'dan yüzyillarca önceki baska kahinler, muhtemelen birkaç yil sonra olacak savas yüzünden Katolik Kilisesi'nin bir yilin sonunda Roma'dan ayrilacagini ileri sürdüler. 12. yüzyilda yasamis büyük Irlandali kahin St. Malachy'nin, su anki papa II. Jean Paul'den sonra yalnizca iki papa daha gelecegine kehanet ettigi söylenmektedir. 1140 civarinda Roma'ya yaptigi ziyaret sirasinda, transa girdigi ve o dönemdeki papadan sonra II. Celestinus'un gelecegini iddia ettigi belirtilir. Söyle yazmisti: "Kutsal Roma Kilisesi'nin ugrayacagi son iskencede, sürüsünü mesakkatle besleyen Romali Peter piskoposlugu isgal edecek. Bu mesakatler geçecek, yedi tepeli kent yikilacak ve korkunç Yargiç halki yargilayacak."


St Malachy gibi, Nostradamus da sik sik "yedi tepeli kent"in (roma) gelecekteki savasta yikilacagindan söz eder. Gerçi yakin gelecegimiz karanlik ve umutsuz görünüyorsa da, savastan ve yikimdan bikmis bir gezegen ve insanlik için umut da vardir. Aslina bakilirsa, her ne kadar üçüncü Deccal'in gelmesiyle varligimizi tehdid edecek bir üçüncü dünya savasi, kitlik ve salgin hastaliklar yüzünden hayal gücümüzün bile ötesine geçecek dehsetleri görecek olmasina karsin, önümüzdeki yaklasim 30 yil içinde dünyanin sonuna kehanet eden önceki bazi dörtlükleriyle çeliskiye düsmüs gibi görünür. Belki de bunun nedeni, yaklasmakta olan sona iliskin kahinin ciddi uyarilarini dikkate alan insanligin gözünü açmasini saglayacagi ve Armageddon'dan kaçinmayi basaracagina olan inancidir. Kesin olarak söylemek son derece güçtür, ama Yüzyil X, Dörtlük 84 açikça umut vermektedir.

"Duvarlar tugladan mermere
dönüstürülecek,
Yetmisbes baris yili.
Insanlik için sevinç, su kanali yeniden
açilacak.
Saglik, bol meyve, nese ve baldan tatli
zamanlar."


Bu dörtlükte, kehanetin tarihini belirlememiz için hiçbir ipucu olmamasina karsin, birçok kisi bunun III. Dünya Savasi felaketini izleyen 75 yillik bolluk ve baris dönemine kehanet ettigineinaniyor. Dahasi, Nostradamus II. Henri'ye yazdigi bir mektupta sunlari söylüyordu: "Deccal son defaligina dönecek... Bütün Hiristiyan ve kafir uluslar sarsilacak... Savaslar ve muharebeler o zamana dek oldugundan çok daha büyük ve siddetli olacak. Kasabalar, kentler, kaleler ve tüm öteki yapilar yikilacak. Iblis'in prensi öylesine büyük kötülükler yapacak ki, neredeyse tüm dünya bos ve issiz kalacak. Bu olaylardan önce birçok ender kus havada bagrisacak 'Simdi! Simdi! ve bir süre sonra ortadan kaybolacak."
Arastirmacilar bu 'kuslar'in, kurtulusumuzun sifreli bir anahtari olabilecegi inancindadir. Bunlar, tepemizde dolayan felaketlerin önlenmesinde katkisi olacak bir baris insanini temsil ediyor olabilirler. Belki bu esrarengiz kisi, insanligin "Simdi!"ye odaklanmasini saglayacak -bu da, yalnizca birkaç yil sonra bizi bekleyen dehsetleri önlemenin bizim kusagimiza kaldigi anlamina geliyor. Bu noktada, Dogu dinlerine mensup mistiklerin, aydinlanmayi 'simdi' olarak adlandirilmalari ilginç bir durum.

Bir Altin Çag
Son yaklasima göre, 'ender kuslar' bir insani degil, yeni bir düsünce tarzini, insanligin savaslarin ve kan dökülmelerin önünü alinmasinda yararli olacak uzun süre yasayacak olan yeni bir düsünce okulunu temsil etmektedir.
Ne ki, nükleer kiyamet ve üçüncü bir dünya savasinin getirecegi felaketlere iliskin öylesine çok sayida dörtlük vardir ki, bundan kurtulup da barisi getiren bir altin çagin yasanmasi çok güç görünüyor. Belki Nostradamus savas köpeklerinin havlamasini susturarak bütüncül yikimindan kurtulabilecegimizi ya da bunu yapamazsak nükleer kiyametten kurtulanlarin çok daha mükemmel bir dünya kurmak üzere birleseceklerini söylemek istiyor. Çesitli dörtlüklerde Nostradamus onun uyarilarini ciddiye alirsak hayatta kalacagimizi söylüyor bize. Biz ve bir sonraki kusagin, bildigimiz insani uygarligi neredeyse yok edecek olmasina karsin, binlerce yil baris içinde yasayacam bir dünyadan söz ediyor.

"Ayin hükümdarligindan sonra
yirmiyedi yil geçince,
Yedi bin yil bir baskasi onun kralligina
hükmedecek.
Günes son çevrimine girdiginde,
O zaman benim kehanetim
tamamlanip sona eriyor."
(Yüzyil I Dörtlük 48)


Hizla yaklasmasi muhtemel felaketlere karsin, bu dörtlükte bize insanligin kendi döneminden 7.000 yil sonra sona erecegini söylüyor gibi görünüyor.

"Mars ve Jüpiter kesisecekler,
Yengeç döneminde yikici bir savas.
Kisa süre sonra yeni bir kral
kutsanacak
Uzun bir süreligine dünyaya barisi
getirecek olan."
(Yüzyil VI Dörtlük 24)


Burada kahin, Yengecin korkunç savasindan-önceki dörtlükte üçüncü Deccal'in kötülüklerinin Temmuz 1999'da ortaya çikacagini kehanet etmisti- sonra, her iki yilda bir görülen bir astronomik olay olan Mars ve Jüpiter kesismesinde yeni bir 'kral'in ortaya çikacagini söylüyor. Bu yeni kral, -ister bir devlet adami, ister din adami ya da düssel biri olsun- önümüzdeki bin yilin baslarinda ortaya çikacak. Savasin sona ermesinden kisa bir süre sonra, bu büyük baris adami 'uzun süreligine' dünyaya huzur getirecek.

"Baris, birlik ve degisim olacak,
Alçak siniflar ve mevkiler yükselecek;
yüksekler alçalacak.
Bir yolculuga hazirlanmak birincinin
canini sikacak.
Savas ortadan kalkacak, sivil süreçler,
tartismalar."
Yüzyil IX Dörtlük 66


Bizim kusagin gelecegine iliskin bu dörtlük, Nostradamus hemen önümüzdeki büyük savasin çilginligini izleyen bir dönemden söz etmise benziyor.
Açikça artik savasinh olmadigi -silahli çatismanin yerini uygarca tartismanin alacagi ve Dünya halkalir arasinda birligin gerçeklestigi bir dönem öngörüyor. Dörtlügün ikinci dizesi, insanlarin bugün önemli bulduklari mevkilerin sonradan önemsizlesirken, simdi sikici diye görülen islerin günün birinde daha anlamli olarak görülecegini anlatiyor. Bu yeni altin çagda artik kisinin servetine ya da kaç eve sahip olduguna veya hangi toplumsal arka plandan geldigine önem veremeyecegimize mi kehanet ediyor acaba? Üçüncü dize de son derece ilginçtir.
Yapilan son arastirmalarda, 'birinci' sözcügünün, büyük bir yolculuga-bunun, daha önce ele aldigimiz üzere ruhsal bir yenilenme yolculugu mu, günes sisteminin kesfi gibi gerçek bir yolculuk mu, yoksa tümüyle baska birsey mi oldugu tartismali olmakla birlikte-çikacak olan bu yeni çagin gençligine gönderme yaptigi düsüncesi hakimdir. Baska dörtlüklerinde ve yazilarinda bütün bu yorumlari destekleyecek kanitlar yer almaktadir.

http://www.ufonet.be/

% 100 BEYiN GÜCÜ

% 100 BEYiN GÜCÜ
Bir düsünsenize, insanoglu tüm islerini tek parmakla yapiyor olsa idi, o zaman 10 parmakla donatilmis olarak dogmazdik. Eger beyin hücrelerimizin sadece %10'u mutlu, seviyeli bir yasanti sürdürmeye yetse idi, kafamiz tam 10 kati daha fazla hücre ile dolu olmazdi. Aslinda, insanoglu dünyada beyin kapasitesinin % 100'ünü kullanmayan tek varliktir. Insanoglu ayni zamanda, beraber yasadigi diger canlilar ile sürekli uyumsuzluk halindeki tek varliktir.
Yunuslar da benzer bir beyin ile dona -tilmislardir, ancak onlar beyin kapasitelerinin tümünü kullanarak yasamlarini akilli, eglence sever, çevreleri ile uyumlu varliklar olarak devam ettirmektedirler. Insanlarin da daha fazla beyin kapasitesinin kullanimi ile daha mutlu, daha uyumlu bir yasam sürebilecegini söylemek yanlis olmaz. Siz hiç, beyninin % 100'ünü kullanan birisinin suç, savas, açlik, salgin hastalik, ön yargi ve çevre katliami ortamlarinda olabilecegini düsünebiliyor musunuz ?

Baska bir deyisle, bizler de ayni diger canlilar gibi mükemmel yaratilmisiz; ancak, onlar gibi tüm potansiyelimizi kullanamiyoruz. Neden? Belki, bizler diger canlilar gibi enerji kaynagina nasil baglanacagimizi artik bilemiyoruz ya da kendi özgür irademizi kullanma konusu umurumuzda degil. Belki de özgür irade, sadece bedeninin tepkilerine cevap veren % 10 kullanimli insanlar için çok karmasik bir ifade.

Bu potansiyelin kullanilmamasinin nedeni ne olursa olsun, burada da kullanmazsan kaybedersin gerçegi ortaya çikmakta ve normal bir insan yanlis kullanim veya kullanil-mama yüzünden günde 100.000 beyin hücresini kaybetmektedir. Bu potansiyel degerlendirilmedikçe de, kisinin durumu zamanla daha kötüye gitmektedir. Sizce neden alzheimer, parkinson gibi hastaliklarin orani dünyanin dogum orani ile ayni oranda büyümektedir. Peki, çözüm ne?

Gerçekten de beynimizin tam kapasitesini kullanabilir, bu sayede yasam kalitemizi yükseltebilir miyiz? Tabiî ki yapabiliriz. Hafiza kaybina ugramak yerine hafiza sihirbazi, en basit problemlerden bunalan kisi yerine yaratici bir dahi, mutluluktan uzak, tekdüze yasam tarzi yerine diger canlilar ile tam ve degisken bir uyum içerisinde olmayi ögrene- biliriz.
Aslinda yasam düsündügümüzden daha zor. Parasizlik, kötü geçen çocukluk ya da çevremizdeki diger insanlar, dis etken olarak insanin kisiligini etkiler. Ama tüm olumsuz-luklara ragmen, kötü baslangiç yapip sonra da istikrarli, mutlu bir yasam kuran insanlar da vardir. Bu kisiler, kendini yetistirmenin ve sürekli gelistirmenin faydalarini fark etmis, ögrenmis insanlardir. Kisi, kendini tanima sürecini gelistirdikçe, aslinda içinde bulundugu konumu veya durumu ile ilgili gerçegin, tamamen kendi bilinçli, içgüdüsel veya tepkisel seçimlerinden kaynaklandigi fark eder.
Aklin ve vücudun tam ve dogru kullanimi ile kisinin kendini daha iyi hissetmesi, dolayisi ile ruhsal gelisimi, daha bilinçli bir yasam tarzi seçmesini saglar.
Birçok insan tekdüze günlük hayata takilmakta, sadece tepkisel davranislar sergilemekte böylelikle çevresindeki birçok olasiliklari ve seçenekleri görememektedir. %100 beyninizi harekete geçirmek için asagidaki beyin jimnastigi testini yedi gün boyunca deneyin ve bu kisa süre içerisinde ne kadar yol aldiginizi görün.

Testteki her bölüm beyninizin baska bir bölgesini çalistirmaktadir.
1. Vücudunuzu degisik yeni yöntemler ile sinayin. Normalde hangi elinizi kullaniyorsaniz bir günlügüne saçinizi taramak, dislerinizi firçalamak, çayinizi karistirmak gibi basit islemlerde elinizi degistirin. Gözünüzü kapatin ve esyalari hissederek odanizin içinde dolasin. Sesleri dinleyin, çevredeki kokulari duymaya çalisin. Yere düsen esyalari ayaginiz ile almaya çalisin, kapiyi, buzdolabini ayaginiz ile kapatin. Okudugunuz kitaptan bir sayfayi yan tutarak, bir sayfayi da ters tutarak okumaya çalisin.


2. Normalde sorgulayip, elestireceginiz bir kisi hakkinda onu onurlandiracak bir iltifat bulmaya çalisin. Kisi hakkindaki yarginizi sorgulayip, kendinizi onun yerine koyup durumu tekrar gözden geçirin.


3. Buzdolabinizi açip, birkaç saniye içindekileri gözden geçirin. Kapatip içinizden tekrarlayin. Ayni seyi bir oda içindeki esyalarda, bir magaza vitrinindeki kostümlerde, duvarda asili detayli bir resimde deneyin. Adetleri, büyüklükleri, renkleri hatirlamaya çalisin.


4. Her gün bes dakika kendinizi baska bir insan yerine koyun. Sizin su anda oldugunuz durumda o kisinin neler hissedebilecegini, neler düsünebilecegini hayal edin.

5. Kendinizi moralsiz veya keyifsiz hisset -tiginizde, hayatta en çok istediginiz seyin ne oldugunu hatirlayip, basarili olmaniz için ne yapmaniz gerektigini tekrarlayin. Ne zaman negatif bir düsünceye kapilirsaniz, kafanizda yarattigimiz bu küçük pozitif filmi tekrarlayin.

6. Gün içerisinde her saat basi, birkaç saniye için önceki saat içerisinde ne oldugunu düsünün. Günün sonunda, tüm günün bir degerlendirmesini yapin. Hatirlayamadiginiz küçük parçalar sizin gün içerisindeki çok fazla bilinçli olmadiginiz dakikalari gösterir.


7. Günlük hayatiniza adaptasyon ve esneklik kazandirmak için her gün farkli bir sey yapin. Alisverisinizi degisik dükkândan yapin. Eve gelis yolunuzu degistirin. Evde ekmek veya kek pisirin. Farkli bir spor yapin. Kendinizi yeni bir komsuya tanitin.


Her gün ayni seylerin yapilmasi beynin hep ayni bölümlerinin kullanilmasina, diger bölümlerin körelmesine yol açar. Unutmayin çesitli, farkli uyarimlar, beyin kapasitesinin kullanimi için en önemli anahtardir. Ayni zamanda sizi yoran, sizi zorlayan, rahatsiz eden aliskanliklarinizi birakmanizi da kolaylastirir.
Istediginiz rüyayi görmeyi veya uyandiginizda gördügünüz rüyayi hatirlamayi istemez misiniz ?


http://www.ufonet.be/

ATATÜRK GELECEĞi Mi GÖRÜYORDU?


ATATÜRK GELECEĞi Mi GÖRÜYORDU?
Bazi bilim adamlarina göre gelecegi görme yeteneginin merkezi,diansefal dedigimiz ve sempatik sinir sisteminin birlestigi beyin merkezidir.Bu sinir sistemi,Merkezi Sinir Sistemi denilen ve vücut hareketleri yani bilinçli hareketleri kontrol eden sinir sisteminden büsbütün baskadir.Bilginlere göre ,Diansefal,beynin en eski ,yani atalarimizda ilk olarak gelisen beyin kismidir.Belki de tarihten önemli insanin içgüdüleri ile hareket etmesini temin eden altinci his,beynin bu merkezindeydi.Bugünkü hayatimizda merkezi sinir sistemimizin faaliyeti o kadar fazlaydi ki,"diansefal" altinci his ortaya çikarmiyor.Ancak belli sayidaki kisilerde kendisini gösterebiliyor.Gelecekten haber alabilmek için yetenekler ise daha ender ortaya çikiyor.Bu görüs dogruya,Atatürk ,Cayce,Messin gibi duyarli kisilerde beynin bu bölümünü daha faal oldugu düsünülebilir. Beynin bu bölümünün altinci his ile irtibati tama olarak nedir? Atatürk'ün yasaminda "gelecegi görme" gücünün kanitlari bulunmaktadir.En basit örnek Kurtulus Savasi'nda görülmüstür zaten. Örnegin Muhiddin Arabi'nin gelecekle ilgili yazdigi kitabinda,büyük ihtimalle Atatürk'ü kastettigi anlasilmaktadir:
"Devleti Aliyye yikilacak.Batidan uzun boylu,mavi gözlü bir adam gelecek.
Baktigi zaman karsisindaki insani eritecek.Serbest Firka kuracak.
Adina da Serbest Cumhuriyet denilecek.
Dünyaya milletini tanitacak ve 15 sene hükümdarlik sürecek"
ESRARENGiZ HiNTLi MiHRACE 'NiN SIRRI HALA ÇÖZÜLEMEDi…
Bilindigi gibi Hint halki,Kurtulus Savasi'nda,Atatürk'ü ve Türk halkini yalniz birakmamis ve maddi-manevi olarak ,Türk halkinin yaninda yer almislardi. Kurtulus Savasi'ndan yillar sonra ,1929 yilinda,Bir Hintli Mihrace,Atatürk'ü Pera Palas'taki(ayrintili bilgi için medya yorumlarina bakabilirsiniz) 101 no'lu odasinda ziyaret etmeye gelmisti…
Ne amaçla ziyaret ettigi bilinmemesiyle birlikte bir baska nokta da,Mihrace'nin kim oldugudur.Mihrace'nin ,Atatürk'e sundugu hediyenin kendisinde de bir sir gizliydi… Bu hediye altin sirmali Hint isi bir ipek seccadeydi.
Seccadenin üzerindeki desende,bir samdanin asili oldugu bir düz kemeri;her iki yaninda birer güvercini bulunan,bes kubbeli bir diger kemerin çevrildigi görülüyordu.Bordür motifi,fillerden olusuyordu. Desenin en ilginç unsuru ise,her iki kemerin arasindaki,dal kivrimi ve gül motifleriyle süslü boslukta yer alan romen rakamli bir saat kadraniydi: Bu saat 09.08'i gösteriyordu. Seccade halen Perapalas'da bulunmaktadir.


BULGAR iVAN MANELOF'A SÖYLEDiGi KEHANETLER…
Mustafa Kemal basindan beri Türk Milleti'nin yasadigi zor kosullardan siyirip çikaracagini biliyordu.1906'da Bulgar ivan Manelof ile Selanik'de yaptigi konusmalardir:
"Bir gün gelecek,ben,hayal olarak kabul ettiginiz bu inkilaplari basaracagim.Mensup oldugum Türk Milleti bana inanacaktir. Düsündüklerim demogoji mahsülü degildir.Bu millet gerçegi görünce arkasindan yürür.Saltanat ortadan kalkacaktir.Devlet mütecanis(tek çesit) bir unsura dayanamayacaktir.Din ve devlet isleri birbirinden ayrilacaktir.Bati medeniyetine dönecegiz.Bati medeniyetine girmemize engel olan yaziyi atarak,Latin kökünden alfabe seçilecektir.Kadin ve erkek arasindaki farklar kalkacaktir.Emin olunuz ki hepsi bir bir olacaktir…"
Atatürk bu konusmayi yaptigi sirada Abdülhamit ülkenin tek hakimiydi.Ve padisahlik kuvvetli ve kutsal bir kurumdu.

ONCEDEN YAPiLAN BiR UYARi AMA….
Çanakkale Savas sirasinda Mustafa Kemal Nablus Karargahi 'nda ikinci defa 7 nci Kolordu Kumandani oldugu yillarda yasanan bu olayi kendisi daha sonra söyle anlatmistir:
-"Bir gün Erkani Harbiye Reisi bana o günkü raporlarini okudu.Basit raporlardi,her zamanki gibi…Yalniz bu raporlarlar içinde bir nokta dikkatimi çekti…"
Evet görünürde hiç bir sonuç çikartilamayacak bu rapordan Mustafa Kemal inanilmaz bir sonuç çikartmis ve çok degil bir veya iki gün sonra ingilizler'in büyük taaruzu baslamistir.Bundan sonrasi Mustafa Kemal'in kendi agzindan:
"Yataktan kalktim,giyindim.is odasina girerek bir muharebe emri yazdim."
Emirde sunlar yaziyodu:
"Düsmam 19 Eylül aksami taaruz edecektir." "Sonra bu emre alinmasi gereken tedbirleri ilave ettim.Bu emri Grup kumandani olan Liman Fon Sanders Pasa'ya da gönderdimÇok hürmet ettigim bu zat,benim raporuma gülmüs ve 'ihtiyattan zarar gelmez" diye bana da bir sey söylemeye lüzum görmemis"
19 Eylül gecesi kolordu kumandanlari telefon basinda çagirarak verdigi emirlerin ve alinmasi gereken tedbirlerin yerine getirilip getirilmedigini sordu.Kendisine tüm tedbirlerin alindigi bildirildi.Ancak ne yazik ki,kolordu kumandanlari da böyle bir emri ciddiye almamislar ve gerekli hiç bir önlemi almamislardi. Mustafa Kemal gerekli tedbirlerin alinip alinmadigini ögrenmek için bir müddet sonra telefon açti… Olayin sonucunu yine Mustafa Kemal'den dinleyelim:
"Ben daha telefon konusmami bitirmeden,düsman topçusu muharebe hattimiz üzerine ates etmeye basladi.Gece muharebe ile geçti.Benim ordumun sag cenahindaki ordu yarildi,esir oldu ve bos kalan cepheden geçen düsman süvarileri Leyman Fon Sanders'in karargahina basti.Hakikat anlasilmisti.Fakat neye yarar…"

DÜSMAN DONANMASi iLE iLGiLi KEHANETi…
Almanya ile birlikte,Birinci Dünya Savasi'na giren Osmanli imparatorlugu her seyini kaybetmis durumda idi. 30 Ekim 1918'de imzaladigi Mondros mütarekesi ile Türk topraklarini kaybettigi gibi yavas yavas tarih sahnesinden de silinmeye baslamisti… istanbul'un isgal edildigi günlerde,istanbul'a dönen Mustafa Kemal düsman zirhlilarini Dolmabahçe önünde gördügü zaman üzüntüyle:
"Geldikleri gibi gidecekler.."
Daha sonrasini zaten biliyoruz.Sonuç olarak geldikleri gibi gittiler. isin ilginç tarafi Nostradamus'un da bu konuyla ilgili bir kehanetinin bulumasidir."Centurien" adli kitabdaki kehanet su sekildedir:
Kongre baskanini tutan devlet adamlari
isgal kuvvetlerince sürülecek Malta'ya
Girilmis istanbul'a alinmis Rodos Adasi
Ama geldikleri gibi gidecekler
4 Eylül 1919'da hatirlanacagi gibi Sivas Kongresi toplanmisti.Kongre Baskanligi'na, isgal kuvvetlerine karsi açikça tavir alan Mustafa Kemal seçilmisti.Kurtulus Savasi'ni ve Atatürk'ü destekleyen istanbul'daki mecliste olan milletvekilleri de isgal kuvvetlerince Malta Adasi'na sürgüne gönderilmisti.Bu hatirlatmanin isiginda dörtlük bir kere daha okunursa ,durum daha iyi anlasilacaktir.

MUSTAFA SAGiR'iN CASUS OLDUGUNU iLK KONUSMADA BiLMESi…
16 MART 1920'de istanbul'un isgal edilmesi üzerine ,Kemalettin Sami Pasa Anadolu'ya Geçerken gemide bir Hintli ile tanisir.Bu adam Mustafa Sagir'dir. Milli Harekete yardim için Hint müslümanlarini'nin kendisini gönderdiklerini söyler.Böylelikle pasayi etkilemistir.Ankara'ya telgraf çeken Sami Pasa,Mustafa Sagir'e ilgi gösterilmesini ister.Bir süre sonra Sami Pasa Atatürk'e Hintliyi anlatir ve görüsmesini rica eder.Ertesi gün Atatürk ,Mustafa Sagir'i kabul eder. Bu görüsme uzun sürer.Hintli gönderilir.iki pasa yalniz kalinca Atatürk:
"Bana bak Kemal bu adam casus!…" der Sami pasa:"Aman pasam siz de çok süphecisiniz" diyerek Atatürk'e inanmaz. Atatürk konusmayi keserek yaveri Hayati Bey'i çagirir ve su emri verir:
-"Bu Hintli ingiliz Casusu olacak..Kendisini takip etsinler.Mektuplarini da sansürde çok dikkatli okusunlar..."
Bundan sonra mektuplar o zamanlar kimya hocasi olan Avni Refik Bey'e verilir.Bir iki tecrübeden sonra gizli yazilar bulunur.Mustafa Sagir yakalanarak suçu itiraf ettirilir ve idam edilir.

GÖZLE GÖRÜLMEYEN YERi BiLMESi….
Sakarya Savasi'ndan sonra bir subay cepheden alinan bilgileri Baskomutan Maresal Gazi Mustafa Kemal'e okuyordu.Kagittaki notta cephe komutanlarindan biri ,Seyit Gazi'nin kuzey-dogu tarafinda bir düsman firkasinin göründügünden bahsediyordu… Bunun üzerinde Mustafa Kemal kaslarini çatarak:
" Hayir!..Orada düsman yoktur..iyi baksinlar.."
Subay ögle yemeginde geri geldi.Biraz da sikilarak: -
"Haber aldim komutanim.Bahsedilen yerde düsman yoktur."

BU KEHANETiNE DÜSMAN GÜÇLERi DE iNANMAMiSTi…
Düsman Ordusu'nu tamamiyla yoketmek amaciyla baslatilan Büyük Taaruz amacina ulasmisti.Ordularini korkunç sondan kurtarmak isteyecek olan itilaf devletlerinden durumu gizleme amaci güden fakat bu basarilari haber alan itilaf devletleri kendisinden görüsmek üzere randevu istedikleri zaman.ATATÜRK elçilere:
"Sizinle 9 Eylül 1922 Nif(Kemalpasa) kasabasinda görüsebilirim."
isin ilginç tarafi,bu sirada Türk Ordulari Nif'den çok uzakta bulunuyordu.Ve 9 Eylül'e kadar oraya çarpisarak varmak çok zor,hatta imkansiz gibi görülmekteydi.Çünkü bu bir savasti.Yani kesin tarih verilmesi norma sartlarda hiç bir sekilde mümkün degildi.Savas sirasinda neler olabilecegini kim önceden kestirebilirdi ki? Aradan 10 gün geçti.Bu olayi daha sonra ünlü Nutku'nda kaleme alarak söyle demistir:
"Dedigim gün Nif'te idim.Fakat benden randevu isteyenler orada yoktu…"

BASKENT ANKARA
Atatürk'ün Ankara'yi Baskent yapmasinin ardindaki sebep hayli ilginçti:
"Ben Türk'ün imkansizi imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara'yi istedimBir gün gelecek su çorak tarlalar yesil agaçlarin çevirdigi villalar arasindan uzanan yesil sahalar,asfaltlar ve binalarla bezenecek.Hem bunu hepimiz görecegiz,yakinda olacak…"
Ankara 13 Ekim'de baskent oldu.Bazi Batili devletler Ankara'nin nüfusu ve kirsalligi yüzünden büyükelçi göndermeyeceklerini açiklamalarina ragmen karar degismedi.

RADYO VE SiNEMA HAKKiNDAKi GÖRÜSÜ
Atatürk'ün radyo ve sinema hakkindaki sözleri onun "ileri görüslü"lügünü bir kez daha kanitliyor. -
"Sinema,gelecekteki dünyanin bir dönüm noktasidir.Simdi bize basit bir eglence gibi gelen eglence olan radyo ve sinema bir çeyrek asra kalmadan yeryüzünün çehresini degistirecektir.Japonya'daki kadin,Amerika'daki zenci,Eskimo'nun ne dedigini anlayacaktir.Tek ve birlesik bir dünyayi hazirlamak bakimindan sinema ve radyonun kesfi yaninda tarihte devirler açan matbaa,barut,Amerika'nin kesfi gibi olaylar oyuncak nispetinde kalacaktir."
Bu sözler radyonun emekleme,sinemada ise yeni yeni çalismalar yapildigi bir dönemde ifade edilmistir. Bir diger önemli nokta ise "Tek ve Birlesik Dünya " düzeninden bahsetmesidir.Bana kalirsa herkesin internet'i tanimasi bu olayi kavramasi için bile yeterlidir.

iTALYANLARiN HABESiSTANA SALDiRMASi.KiM BiLEBiLiRDi Ki?
Bu olayi aktaran Atatürk'ün yakin arkadasi Münir Hayri Egeli'dir.Egeli'nin agzindan naklediliyorum: Habesistan Savasi baslamadan önce italya'nin Rodos'a askeri harekatta bulundugu günlerdi…Bir aksam Atatürk'ün sofrasina davet edilenler onu balkonda gezinirken buldular.Atatürk:"Tevfik Rüstü" nerde?" Diye sordu.Ankara Palas'da bazi sefirlere ziyaret veriyorlar,dediler. Daha sonra hep birlikte davetin verildigi Ankara Palas'a gidildi. Atatürk Arnavutluk Elçisi Asaf Bey'in yakininda giris ve çikis kapisini iyi görebilecegi bir yere oturdu. Atatürk:
"Asaf Bey,gazetelerde bir takim resimler görüyorum.Arnavutluk'da operet mi oynaniyor?".
Bu sözleri ile Kral Zogo'nun sorguçlu resimlerini kastettigini anlayan elçi sasiriyor…Atatürk devam ediyor: -
"Cumhuriyet'de ne zarar görüldü ki,krallik ilan edildi.Hem takip edilen politika tehlikelidir.italya'nin Arnavutluk'u Balkanlar'da bir basamak yapmasi muhtemeldir."
Müdahaleye kalkan italyan sefirine Ata:
"Haber aldigimiza göre Roma'da bazi ögrenciler elçilik önünde gösteri yaparak Antalya'ti istemisler.Antalya sigara paketi midir ki sefir cebinden çikarip versin.Antalya buradadir.Buyurun alin.Hem benim bir teklifim var.Hakikaten böyle bir sey düsünüyorsa,Musolini'ye müdahale edelim.Antalya'ya asker çikarsin.Bütün ihracaat tamam olunca harp ederiz.Maglup eden hakkina razi olur."
Bu sözleri duyan italyan elçisi atiliyor:"Bu bir harp ilani midir?"
Atatürk:
"Hayir ben burada bir fert olarak konusuyorum.Türkiye de harp ancak Türkiye Büyük Millet Meclis'nin yetkileri içindedir."
Bu durum üzerine Basbakan ismet Pasa'ya haber verilir telefonla.Ve Ankara Palas'a çagrilir. Atatürk bunu haber alinca:
"Hükümet geliyor,biz gidelim" der. Çankaya'ya döndügü zaman sunlari söyler:
"italya ile harp tehlikesi yoktur.Rodos'a yapilan hareket Habesistan'a yönelecektir."
O yillarda italya'daki fasist yönetim kendine yeni sömürgeler ariyordu.Avrupa gazetelerinde zaman zaman italya'nin Rodos Adasi'na yakin Anadolu topraklarini isgale hazirlandigina iliskin haberler yayinlaniyordu.Türk hükümeti de her ihtimale karsi bütün tedbiri almisti.Ancak Atatürk'ün söyledigi yine gerçeklesti ve italya Türkiye yerine Habesistan'a saldirdi.

RUSYA'NiN GELECEGi
Kurtulus Savasi sirasinda en büyük destegi Rusya'dan alan Mustafa Kemal,savas sonrasinda ise iliskileri belli bir düzeyde sürdürüyordu.Çünkü Lenin'den sonra iktidari ele geçiren Stalin Rusya'yi keyfi bir sekilde yönetiyordu… 1936 yilinda Atatürk her zamanki gibi Çankaya'daki aksam yemeklerinde ülkenin sorunlarini konusurken,masadakiler sik sik Pasam,Ruslar söyle ileri adimlar atiyor,ekonomide,sanayide,askeri alanda söyle basarili oluyorlar diye anlatiyordu. Atatürk'ün bunun üzerine yemegi birakip masanin üzerindeki içinde meyvelerin bulundugu tabagi aliyor ve yere atacakmis gibi yapiyor.Masadakilere :
"Eger bunu yere biraksam kaç parça olur?" diye soruyor. "40 parça olurdu Pasam"diyorlar. "Hayir.." diyor Atatürk,soruyu yine tekrar ediyorlar,ayni cevabi aliyor.Bunun üzerine "Bilemediniz…" diyor. Ve devam ediyor:
"Biraz sabredin…Yurtta Sulh,Cihan'da Sulha sarilin.Çünkü 60 yil sonra Rusya 60 parça olucak.Bu nesil Bolsevik ihtilali yapti.Kan kussa,kizilcik yedim der.Ogullari da babalarinin istikametinde gider.Ama ondan sonraki nesil Rusya'yi 60 parçadan böler…"
Bu sözler 1936 yillarini söyle bir hatirlayalim..Henüz daha ii.Dünya Savasi çikmamis ve Rusya büyük bir güç olmamisken,bu söz söylenmistir.Anlattigi seyler 64 yil sonra gerçeklesmistir.Atatürk devam etmistir: -
"Bu gün Sovyetler Birligi dostumuzdur,komsumuzdur,müttefikimizdir.Bu dostluga ihtiyacimiz vardir.Fakat,yarin ne olacagini kimse bugünden kestiremez.Tipki Osmanli gibi,tipki Avusturya Macaristan imparatorlugu gibi parçalanabilir,ufalanabilir.Bu gün Rusya'nin elinde simsiki tuttugu milletler avuçlarindan kaçabilirler.Dünya yeni dengeye ulasabilir.iste o zaman Türkiye ne yapacagini bilmelidir.Bizim,bu dostumuzun idaresinde dili bir,inanci bir,özü bir kardeslerimiz vardir.Onlara sahip çikmaya hazir olmaliyiz.Hazir olmak yalniz o günü susup beklemek degildir.Hazirlanmak lazimdir.Milletler buna nasil hazirlanir?Manevi köprüleri saglam tutarak..Dil bir köprüdür.inanç bir köprüdür.Tarih bir köprüdür.Köklerimize inmeli ve olaylarin böldügü tarihimiz içinde bütünlesmeliyiz.Onlarin bize yaklasmasini beklemeliyiz,bizim onlara yaklasmamiz gerekliligidir.Rusya bir gün dagilacaktir.O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktir."diyen Atatürk :
"Türkiye 21 nci Yüzyili sekillendiren Avrasya için bir kilit ülke konumundadir.Onlar bizi örnek alacaklardir." diye görüsünü bildiriyor. Atatürk'ün ileri görüsünü 1999 yilindan 2000 yilina girerken gözlem yapan ve gazeteleri televizyonlari yani kisacasi dünyayi takip eden herkes su an bile anlayabilir.

AVRUPA BiRLiGiNiN KURULUCAGiNi BiLiYORDU…
Atatürk dis politikaya da önem verilmesini çok iyi biliyordu.Türkiye'nin komsularinda meydana gelebilecek olaylardan etkilenebilecegini savunan Atatürk bir aksam Çankaya Köskü'nde çocukluk ve mahalle arkadasi Asaf ilbay'in da aralarinda bulundugu dostlarina dis siyaset hakkinda dis siyaset hakkinda sunlari anlatir: -
"Bir Balkan Birligi'ne lüzum vardir.Beni birakiniz ki firkamin lideri olarak Balkanlar'da bir seyahat yapayim.Balkan devlet adamlariyla konusayim ve efkari umumiyeyi hazirlayayim.Dünyanin ufuklarinda kara bulutlar görüyorum.Balkan Birligi kurulabilirse,bir Avrupa Birligi'ne yol açilabilir.Bati devletleri de er geç birlesmis olacaklardir."
Avrupa Birligi düsüncesi ilk olarak ancak ii.Dünya savasi sonrasinda ortaya çikabilmistir.1960'larin basinda Bati ülkeleri tarafindan üzerinde konusulmaya baslanmis olan bu düsünce,1980'lere gelindiginde ancak genislemeye baslayabilmistir. Oysa ki,Atatürk bakislarini bir noktada yogunlastirarak dalgin bir halde israrla sunlari sunlari söylüyordu:
"..Evet,bir Balkan Birligi ve sonra da Bati Devletleri Birligi beseriyeti ve uluslari,görünür görünmez felaketlerden koruyabilir.Yoksa insanligin basina gelecek sefalet ve istiraplara ölçü yoktur.Dünya bir uçurama dogru gidiyor…"

UÇAKLARLA iLGiLi KEHANETi
Atatürk uçaklarin henüz daha birakin savaslarda kullanilmasini normal günlerde bile kullanilmadigini ve birçok kimse için ölüm kutusundan baska bir sey olmayan günlerde ,Fransa'da Abidin Daver'e söyledigi uçaklarla ilgili söyle demistir:
"Teyyareler gün gelecek savaslarda önemli roller oynayacaktir."
1908 yilinda söylenen bu söz ,Abidin Daver'in hiç aklina yatmadigini itiraf etmistir.Çünkü o yillarda uçagi savasta kullanilmasi akillarda dahi yok gibi bir seydi.

ANNESiNiN ÖLÜMÜYLE iLGiLi GÖRDÜGÜ RÜYA…
Zübeyde Hanim rahatsizligi artigindan Ussakizadeler 'in evinde ogluna hasret vefat eder.Ancak bu haber Pasa'ya nasil haber vereceklerini düsünüyorlardi. Annesinin ölümünden habersiz olan Mustafa Kemal ,ayni saatlerde trenle çiktigi Yurt gezisinde uyumaktaydi. Gecenin ilerleyen saatlerinde gördügü kabus gibi rüya yüzünden kan ter içinde uyanir..Bir sigara yakar ve zile basarak kompartimanindaki hizmetine bakan Ali Çavus'u çagirip: -"Gördügüm rüya canimi sikti…"der. Ali Çavus :
"Hayirdir Pasam" deyince Atatürk de rüyasini anlatir: -"Pek hayir olacaga benzemiyor.Kirlik bir yerdeymisiz.Her taraf yesillik.Birden bire sel geliyor,annemi alip götürüyor.Endise ediyorum.Yaverlere söyle,Izmir'e telgraf çekip annemin saglik durumunu sorsunlar…"
Aci haber tez gelir derler…Kisa bir süre sonra Yaver Salih'in yolladigi sifreli telgraf le gelir.Atatürk telgrafin sifreli oldugunu derhal anlayarak: -"Annem öldü mü?" Ali Çavus üzgün bir sekilde telgrafi uzatir: -
"Basiniz sag olsun Pasam." Gözleri yasla dolan Atatürk :
"Bana malum oldu..Bana malum oldu…Bunun kabusunu gördüm ben..Anam..Zavalli çilekes anam..Benim anam öldü baska analar sag olsun.."
diyerek koltuguna çöker. Vatan hizmetinin zorunlulugu yüzünden annesinin cenaze törenine katilamaz.

Bunlar ve bundan daha fazlasi kehanet Atatürk'ün düsüncelerinde belirmistir.Daha sonra bunlari çesitli olaylardan sonra dile getirerek parapsikolojik yetenegini görmemize neden oluyor.Daha fazla bilgilenmek için Gazeteci Ali Bektan'in 18 yillik alin teriyle çikardigi "ATATÜRK'ÜN KEHANETLERI" adli kitabini alabilirsiniz.Gerçekten bizim için bir "Kader" diyebilecegimiz Atatürk sözleri,fikirleri ve düsüncerini TÜRK HALKINA her zaman önüne sunmustur.Bize düsen böyle bir kisilige sahip oldugumuzla övünmek yerine,bize kalan miraslari olan ülkemiz ve düsüncelerini gelistirip yeni neslin çocuklarina "net bir " TÜRKIYE birakmak için çalismamiz gerekecektir. Durumumuzu özetlersek :
"Bilginin efendisi olmak için Çalismanin kölesi olmak lazimdir."
tatürk'ün dogum haritasi
Atatürk'ün dogum tarihi ve saati bilinmemektedir. Dogum Haritasinin olusmasi için bu bilgiler önemlidir.

Atatürk'ün dogum tarihi ve saati bilinmemektedir. Dogum Haritasinin olusmasi için en önemli bilgiler bunlardir. Bu nedenle Bati Astroloji Sistemi (Tropik Zodyak) ile tarih ve saati bilinmeyen kisiye ait horoskop hazirlanmasi olanaksizdir. Ancak, dünyanin en eski ve etkili astroloji sistemlerinden olan Hint (Vedic) Astrolojisi ile dogum bilgilerinin bulunmasi mümkündür. Bu yöntemi açiklayan bilgiler ünlü Vedic astrologu B.V. Raman'in "Hindu Predictive Astrology" adli eserinin 210. Sayfasinda "Unknown Birth Times" (Bilinmeyen Dogum Zamanlari) bölümünde bulunmaktadir. Ayrica, hesaplarin nasil yapildigi "Mistik Hint Astrolojisi" adli eserimde açiklanmaktadir.
Vedic kurallarina göre yapilan arastirma sonucunda Atatürk'ün 17 Mayis 1881, Sali günü, Saat 11.45 de Selanik'te dünyaya geldigi saptanmistir.

Horoskopun Özellikleri
Atatürk'ün Bati haritasinda yedi önemli gezegen ; Günes, Merkür, Plüto, Neptün, Jüpiter, Venüs ve Satürn Basucunda (Mc) toplanmistir. Boga gibi degismez grup burçta toplanan gezegenler kozmosta çok ender rastlanan olaylara neden olurlar. 5 Mayis 2000 tarihinde Boga burcunda toplanacak gezegenler için çesitli senaryolar üretilirken, 1881 yilindaki kozmos olayinda dünyaya nasil büyük bir adam armagan ettigi gözden kaçirilmamalidir. Böyle bir mistik olayi binlerce yil içinde çok ender zamanlarda görebiliriz. Atatürk'ün dogum haritasi yeryüzüne gelmis dünya çapindaki insanlar ile astrolojik kistaslar altinda karsilastirildiginda, benzersiz oldugunu ispatlamaktadir.
Hint sistemine göre Atatürk'ün horoskopu çok güçlü, olaganüstü ve özel bir haritadir. Her seyden önce Rasi ve Navamsa'da Yükselen burç Aslan'a rastlamistir. Iki haritada Yükselen ayni evde olmasi büyük basari ve yükselis isaretidir. Bunun yaninda dogum haritasinin en ugurlu ve bereketli evleri olan 5 ve 9.cu evlere önemli gezegenler yerlesmistir.
Hint sisteminde en önemli gezegen olan Ay, "Parlak Ay" evresindedir ve 5.ci eve yerlesmistir. Haritada çok etkin ve gizemli Yogalar bulunmaktadir. Bunlar içinde gözümüzü kamastiran Yoga, Jüpiter ile Ay arasindaki olusan "Gajakesari yoga" olmaktadir.
Atatürk'ün Dogum haritasinin önemli bir özelligi de karmasinin olaganüstü güzelligi ve yapisindaki gelecegi görme (kahinlik) yetenegidir.Atatürk'ün Dogum Haritasinda Söhret, Anne ve Babanin Hayatlari, Karakter ve Kisilik, Meslek ve kariyer, Evlilik, Çocuk, Yasam Periyotlari (Nakshatra) , Yasam sonu hakkinda yapilan analizleri ve yorumlari incelemek isteyenler ; Yücel Sügen'in "Mistik Hint Astrolojisi" adli kitabina basvurabilirler.

Gökyüzünde hala felaket haçi var
Astrolog Metin Kiraz'la konustuk. Kisa sorulara, kisa cevaplar aldik.
Astrolog Metin Kiraz
Iste son dönemlerde merak edilen bazi sorulara yanitlar...

Dünya'nin "Kova Çagi"na girmesi ne ifade ediyor?
Bu Çaglar Astrolojisinden ortaya çikan bir durumdur. Aslinda bu konu spekülasyonlara da açiktir. Bazi astrologlar hala BalikÇagi'nda oldugumuzu söyleseler de, kabul edilen görüs 2000 yilindan itibaren Kova Çagi'na girmis oldugumuzdur. Dünya'nin Kova Çagi'na girmesi, insanlarda gizli bilimlere ve astrolojiye merakin artmasina neden olacaktir.
Uranüs gezegeninin, Dünya'ya etkisi nedir?
Kova Burcu'nun sembolü "Uranüs"tür. Uranüs en kaba anlatimiyla; sarsintilari sembolize eder. Uranüs'ün etkisiyle, bu dönemde Dünya insanlari ruhlarindaki sarsintilari hissedecekler. Bazi degerlerin degistigini farkedecekler. Ayrica Kova burcu entellektüelligi de sembolize eder. Insanlarda bilgiye ve ögrenmeye merak en üst düzeye ulasacak.
1999 yilinda gökyüzünde olusan " Felaket Haçi" nedir?
Ben 1995 ve 1997 yilinda bazi dergilere yazdigim yazilarda, 1999 yilinin ruhlarin depremi olacagini yazmistim. Çünkü daha o tarihlerde 1999 yilinda planetler arasinda bir felaketler haçi olustugunu görmüstüm. Satürn ve Uranüs arasinda gerçeklesen bu haç, tarot kartlarinda da Yikilan Kule'yle sembolize edilir. Yikilacak kadar betonlasmis tüm yapilari, düsünce yapilarini kokusmus deger yargilarini evlilik, sirket gibi müdahaleleri temsil eder. Gökyüzünde felaket haçinin olusmasi çok büyük, dramatik felaketlerin habercisidir.
Bu haç önümüzdeki günler için de beliriyor mu?
Ben astrolojik tahminlerime göre 10 Mayis 2000'i biraz riskli buluyorum. Çünkü o gün de Uranüs ve Satürn yine daha önceki 17 Agustos ve 12 Kasim depremlerinde oldugu gibi ayni açiyi olusturuyorlar. Bir de o gün Jüpiter ve Merkür' de onlara yakin bir yerde. Sabit burçlardaki bu planet birikimi felaket tehlikesi isareti. Gökyüzünde sfenks burçlar olan boga, aslan, kova, akrepde yine o felaket haçi var. Ve bu haç üzerinde günes ile ay ayni derecelerde bulusuyorlar.
Bu açilarin olusmasi tüm Dünya için geçerli , peki bu durumdan neden en fazla Türkiye etkilendi?
Bu politik astrolojiyi ilgilendiren bir konu. Benim bu konuda ihtisasim yok. Ama saniyorum Türkiye'nin akrep burcu olmasiyla bu konunun bir ilgisi olabilir.
Bu depremlerin günes tutulmasiyla da ilgisi oldugu söylendi. Bu sizce dogru olabilir mi?
Depremlerin, günes tutulmasiyla çok ilgisi oldugunu düsünmüyorum. Burada önemli olan günes tutulmasinin gökyüzünde bir felaket haçi varken, haçin üzerinde meydana gelmis olmasi.
Bu felaket haçi 2000 yilinda dogacak bebekleri de etkileyecek mi?
Tabii ki etkileyecek. Çünkü bu felaket haçi onlarin horoskoplarina da yansiyacak. Ve yasamlarinin bir bölümünde adeta deprem yaratacak felaketlerle karsilasmalarina neden olabilir..
Bunu önlemenin bir yolu yok mu?
Aslinda en iyi yolu, 2000 yili içerisinde çocuk sahibi olmamak. Ama illaki isteniyorsa bir astrologtan yardim alinarak, hiç olmazsa sezaryenle dogacak bebeklerin dogum saatleri ayarlanabilir. Bebegi astrologun belirledigi saatte dünyaya getirmek etkili olabilir. Bu yöntemle çocugun, bu açinin etkisinin azalmis oldugu bir zamanda Dünya'ya gelmesi ve horoskobunda beliren yasaminin en optimum düzeye ulasmasi saglanabilir.
Bu "felaket haçi" ne zamana kadar etkisini sürdürecek?
2000 yilinin Temmuz ayina kadar devam ediyor. Daha sonra 2001 yilinda yeniden basliyor.
Sizce bu dönemde dünyaya gelecek bebekler arasinda bir Dünya lideri ve avatar olabilir mi?
Sabit burçlarin; boga, aslan, akrep ve kova'nin onbesinci derecesi gizli bilimlerde, avatar; ruhsal kurtarici kapisi olarak da bilinir. Yani burada bir kozmik enerji desarji gerçeklesir. Her ne kadar beliren açilar nedeniyle, ruhsal ve fiziksel anlamda depremler yasansa da bir anlamda ruhsal bir kurtaraci kapisinin olusmasi da çok muhtemel. Yenilikçi liderler ve bir avatar bu dönemde Dünya'ya gelebilir.
Boga,aslan, akrep ve kova burçlarina canavar burçlar veya sfenks burçlari da deniliyor degil mi?
Evet. Sfenks insan suratlidir. Bu surat entellektüelligi temsil etmesi açisinda kova burcunu sembolize eder. Ayaklari aslan ayagidir.. Arka bölümü bogadir. Kanatlari da akrebi temsil eder.
Atatürk ile ilgili bilinmeyenler
Atatürk'ün olaganüstü yasami boyunca basindan son derece ilginç ve gizemli olaylarin geçtigi biliniyor.

Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün Atatürk'ün üstün sahsiyetinin yanisira bir de olaganüstü ve bilinmeyen bir yaninin da oldugu gözler önüne seriliyor...
ILK BAS KALDIRISI :

Atatürk, oldu olasi Arapça derslerinden, yere bagdas kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazi yazmaktan hiç memnun degildi.Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin agridigi bir gün ayaga kalkarak dersi ayakta dinlemeye basladi.Fakat bu seferde hocasi bundan memnun olmamisti ve Atatürk'e yerine oturmasini söyledi.Atatürk ise dizlerinin agridigini ve oturamayacagini söyledi.
Bunun üzerine hocasi sinirlenip, deliler gibi haykirarak ; "Neee bana karsimi geliyorsun " dedi. Atatürk bunun üzerine ; "Evet karsi geliyorum" dedi. Tam bu anda diger bütün çocuklarda ayaga kalkip, "Evet karsi geliyoruz" diyerek ayni sözleri tekrarlayinca,hoca ne yapacagini sasirarak onlarla uzlasmak zorunda kalmisti. Bu onun ilk bas kaldirisiydi.Liderlik vasfinin ve kitleleri pesinden
sürükleyen karizmasinin ilk ortaya çikisiydi.

15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSIN...
Atatürk hakkinda yapilmis birçok kehanet vardir. Bunlarin en ilginci onun el falina bakan bedevinin söyledikleridir. Mustafa Kemal arkadaslari ile Bingazi'ye, Trablusgarp savasina katilmaya gidiyordu. Yolda bir Bedevi'ye rastladilar. Bedevi el falina çok iyi baktigini ve genç subaylara da isterlerse bakabilecegini söyledi. Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye basladi. Sira Mustafa Kemal'e gelince, o önce baktirmak istemedi ama arkadaslarinin israri karsisinda, sonunda o da elini bedevi'ye açti. Bedevi ele bakar bakmaz yerinden siçradi ve heyecan içinde ; "Sen padisah olacaksin," dedi ve ilave etti "15 yil hüküm süreceksin."
Genç subaylar gülüstüler ve yollarina devam ettiler. Aradan yillar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaskani oldu. Cumhuriyetin 14. yilinda hastalandi. Karacigeri kötüye gittiginde çevresindekiler ona "Artik içme, Pasam" dediler. Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladiklari falci bedevi'yi hatirlatti ve gülerek, "Arap vaktiyle söylemisti. Bizim padisahlik nasil olsa 15 yil
sürecek...Hesapça bu son senemizdir..." Yil 1938 'di...

SECCADE ÜZERINDEKI KEHANET
Bilindigi gibi Hint halki Atatürk'ü ve Türk halkini yanliz birakmamisti.Kurtulus savasindan yillar sonra ,1929 yilinda Bir hintli Mihrace Atatürk'ü Pera Palas'taki 101 No'lu odasinda ziyarete gelmisti. Mihrace'nin Atatürk'ü hangi nedenle ziyaret ettigi ve adi ve ziyaret sebebi hala bilinmiyor. Mihrace'nin ziyaretindeki bir sir da getirdigi hediyede yatmaktadir. Bu hediye altin sirmali, hint isi ipek bir seccadedir. Seccadenin üzerinde bir samdanin asili oldugu düz bir kemeri,her iki yaninda birer güvercin bulunan bes kubbeli bir diger kemerin çevreledigi görülmektedir. Bordür de fillerden olusmaktadir. En ilginç yer ise her iki kemerin arasinda orta kisimda dal kivrimlari ve güllerin çevrimi ile olusan boslukta romen rakkamli bir saatin bulunmasidir ve saat. 09.08' i göstermektedir.Atatürk Mihracenin ziyaretinden 9 sene sonra saat 09.05 'te vefat etmisti. Seccade halen Pera Palas' ta bulunmaktadir.
Atatürk birçok defa gelecege ait olaylari büyük bir kesinlikle haber vermisti.
Atatürk 1931 yilinda, 2.Dünya savasi'nin patlamasinin yakin oldugunu söylemis ve bu konudaki düsüncelerini General McArthur'a söyle anlatmisti. "Versay antlasmasi, 1.Dünya Savasi'na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldirmadi. Tersine rakipler arasindaki uçurumu büsbütün derinlestirdi. Simdi içinde yasadigimiz baris dönemi, sadece bir ateskesten ibarettir. Avrupa'nin gelecegi
Almanya'nin alacagi tavra baglidir." General McArthur'a göre,savasin 1940-1945 yillari arasinda çikacagini söyleyen Atatürk, Almanya'nin ancak Amerika'nin savasa katilmasi ile yenilecegini ifade etmistir. Atatürk hayatinin sonlarina dogruda söyle diyordu ; "Bir dünya savasi yakindir.Bu savas sonucunda, dünyanin durumu ve dengesi bastanbasa degisecektir."
Atatürk, Mussolini hakkinda da su görüslerini açiklamisti:
Mussolini bir maceraperesttir. Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafa saldiriyor. Bu adam yüzünden, çok simarmis olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim, lakin yakinda bir küçük millet onlara layik oldugu dersi verecektir. Ve sunuda hatirlatirim ki, bir gün gelecek, Mussolini'yi kendi milleti linç edecektir." Bu görüsleri aynen gerçeklesmistir.

ATATÜRK'ÜN RÜYASI :
Atatürk'ün bir rüyasini da Dr.Resit Galip Bey'den ögrenmekteyiz, "Mustafa Kemal ,Ankara'ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüstü. Ertesi gün bana söyle anlatti. ; "Resit Bey, rüyamda bana 'Pasam ,Inönü'den ne haber?'diye sordunuz. Bende vaziyet kritiktir' cevabi verdim. 'Kritik nedir? Anlamadim ki!'dediniz. Bende 'Bunun cevabini 15 dakikaya kadar veririm' diyerek odama çekildim."
Mustafa Kemal bana bu rüyasini anlattiginda düsman henüz Izmir'e çikmamisti, Inönü mevkii de henüz bir önem tasimiyordu. Aradan yillar geçti 2.Inönü savasi'nin kritik günlerinden biriydi. Mustafa Kemal'in arabasi Millet Meclisinin önünde durdu. Hemen yanina kosarak, telas ve endise içinde, "Pasam, Inönü'den ne haber?" diye sordum.
Aynen su cevabi verdi ;
"vaziyet kritiktir"
O zaman ben ;
"Kritik nedir? Anlamadim ki!" dedim.
O da ;
"Sana bunun cevabini 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra
gülümsedi ve ;
"Hani Ankara'ya geldikten sonra bir rüya görmüsdüm,hatirladin
mi?"
Hafizami yoklayarak, rüyasini anlattim. Gülerek;
"iste, rüya ayniyle vakidir. Ben Ismet'i tanirim, göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacagiz." Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmis ve 2.Inönü savasi'nin da zaferle sonuçlandigini ögrenmislerdi...

Atatürk, Kurtulus savasindan çok önce, bir Türkiye haritasi çizmisti.
ATATÜRK'ÜN 1907'DE ÇIZDIGI T.C. HARITASI :
Atatürk, Kurtulus savasindan çok önce, ittihatçilarin Trakya'da 1907'de yaptiklari bir toplanti sirasinda, bir Türkiye haritasi çizmisti. Orada bulunanlarin anlattiklarina göre, o günkü Osmanli devleti sinirlariyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk'ün kuracagi Türkiye Cumhuriyeti'nin haritasi olacakti. Haritada bugünkü sinirlarimiza uymayan tek bir fark vardi ;Atatürk, bizden ayrilmasina gönlünün bir türlü razi olmadigi Kerkük'ü de Türkiye topraklarina katmisti.
DENEME UÇUSU :
Uçaklarin ilk deneme ve gelisme dönemleriydi. Fransa'da yapilan bir uçak gösterisine katilan, birçok ulusun temsilcileri arasinda, Osmanli atesesi olarak Mustafa Kemal'de katilmisti. Gösteriyi izleyenler, sirasiyla uçaga bindirilerek gezdiriliyorlardi. Sira Mustafa Kemal'e geldiginde, gösteride bulunan ve genç atesenin komutani olan sahis, birden bir rahatsizlik duyarak Mustafa Kemal'in uçaga binmesine engel oldu. Öteki temsilcilerle havalanan uçak kisa bir süre sonra düstü ve içindekilerden sag kurtulan olmadi.
ATATÜRK VE "9" VE "19" Rakkamlari :
Atatürk'ün hayatinda "9" rakkaminin kendine özgü önemli bir yeri
olmustur.Örnegin Atatürk'ün dogum yili olan 1881 rakkami, "9"
rakkami ile birçok ilskiler göstermektedir.
1+8=9
8+1=9
18=2x9
81=9x9
18+81=99
19x99=1881
Atatürk'ün harb okuluna girdigi tarih : 1899
Vatani kurtarmak için Samsun'a ayak basti : 19/05/1919
Bandirma vapurunda yolcu sayisi 19 'dur.
Ittihat ve Terakki'nin yillik toplantisina Trablusgarp delegesi olarak katildi : 22/09/1909
Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu : 04/09/1919
Erzurum Mebus adayligini kabul etti : 19/10/1919
TBMM tarafindan kendisine gazi ünvani verildi ve Maresallige terfi ettirildi : 19/09/1921
Atatürk 19.yüzyilda 19 yil yasamistir.
Atatürk 19.yüzyilin bitmesine 19 yil kala dogmustur.
Atatürk'ün ilk askeri görevi, 19.Kolordu Komutanligidir.
Mustafa Kemal Atatürk : 19 harften olusmaktadir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün nüfus cüzdaninin numarasi da 993814-B idi.
Bu sayi dizisindeki 938 rakkami öldügü yili hatirlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakkami da ölüm saatinin yakin bir benzeridir.
"Ne mutlu Türküm diyene" =19
"Istikbal göklerdedir" =19

Ismini farkli farkli adlarla andigimiz Sonsuzlugun Sonsuz Gücü, Bütünün Gücü....
ATATÜRK'ÜN ÖNSEZILERI :
Bunlar bir gün olacaktir... Görürsünüz, isitirsiniz...
Prof. Dr. Afet Inan "Atatürk hakkinda hatira ve belgeler" adli kitabinda ilginç bir hatirasini naklediyor.
Atatürk 09 ocak 1936 Persembe günü, dil ve tarih cografya fakültesi'nin açilis dersinde okumasi için Afet Inan'a :
"Tarih belgelerinin ilerideki kesifleri buna dayanacaktir. Her tarihi kisinin söyledigi sözler toplanabilecek ve böylece biz onlari kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebilecegiz." diyerek yaziyi verir.
Buna karsilik Afet Inan :
"Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek kesfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemiyecegimi" kendisine söyledigim zaman cani sikildi ve söyle dedi :
"Bunlar bir gün olacaktir...Görürsünüz, isitirsiniz..."

30 yil sonra :
Atatürk tarafindan bu yazinin verilmesinden 30 yil sonra yine ayni ay ve günlere tesadüf eden, 01 Ocak 1966' da söyle bir haber yayimlandi :
"Venedik'in Saint Georges Adasi'ndaki Benedictis Manastiri Labratuvarlari'nda, manastir rahiplerinden Pellegrio' nun yönetiminde, seslerin ayirimi esasina dayanan çok dikkate deger arastirmalar yapilmaktadir. Italya Içisleri Bakanligi, 1962 'de baslayan bu çalismalari kontrol etmektedir. Fakat elde edilen sonuçlar halen açiklanmamistir. Saint Georges Adasi'ndaki bilim kurulunun geçmise ait sesleri toplayacak, elektronik araçlar üretmeye çalismaktadirlar. Bilim adamlari özellikle Demosten, Pitagor ve Jul Sezar'in söylevlerinden kendi sesleri ile parçalar elde etmeye ugrasmaktadirlar."
Haberin sonunda ise daha açiklayici bilgilerin su anda verilemeyeceginden bahsediliyordu.

ATATÜRK'ÜN GÖRDÜGÜ SON RÜYA :
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsizligi ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmisti.Prof.Dr.Afet Inan,olayi söyle anlatiyor :
"O geceyi rahatsiz geçirdi,ilk hafif komayi o zaman atlatmisti.Ertesi sabahki açiklamasinda" :
"Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördügünü" söyledi ve "Salih'e söyle ,ikimizde bir kuyuya düstük, fakat o kurtuldu" dedi.
Atatürk'ün, burada "kuyuya düsme" sembolü ile gördügü rüya vizyonu,kendisininde söyledigi gibi ölümün habercisiydi.
Salih Bozol'un kuyudan kurtulmasi ise bilindigi gibi, Atatürk'ün vefat ettigi gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarilmasini simgeliyordu.
Iste bu ATATÜRK'ün son rüyasi idi...


"Bir yolcunun yolda yürüyebilmesi için, ufku görmesi yeterli degildir, ufkun ötesini de görmesi gerekir..."                    

BUZLARIN ALTINDAKİ KAYIP UYGARLIK

BUZLARIN ALTINDAKİ KAYIP UYGARLIK
Antartika, 1820 yılında keşfedilmiş olup bugün hala her yeri araştırılmış değildir.Flem-Ath çifti ve diğer bir çok araştırmacı, her geçen gün şu teorinin daha çok gerçeklik payı olduğunu savunuyor: Antartika’nın buzlarının altında kayıp bir uygarlığın kanıtları olabilir.

Harika bir ülkeydi.Denizcilikle meşgul gelişmiş tekniğe sahip bir uygarlığa aitti.Ayrıca harika bir mimarlık ve göz alıcı bir başkent.
İnsanlar materyalist ve aldatıcı olduktan sonra, yıldızlar yerlerinden oynamaya başladı, güneş diğer taraftan doğdu. Depremler yeri yardı, yanardağlar lav püskürttü. Herşey üzerinde bulunduğu toprakla birlikte denize gömüldü ve sonsuza dek haritadan silindi.
20 YIL SÜREN  ARAŞTIRMA
Bu, eski yunan filozofu Plato’ nun M.Ö. 400’de bahsettiği Atlantis efsanesinin kısa bir özetiydi.Şimdi, 2000 yıl sonra Plato’ nun bahsettiği bu kayıp ülke, Kanadalı çift Rand ve Rose Flem-Ath’ ın topladığı delillerden sonra gerçekten var olmuş olabilir.Çiftin araştırması 20 yıl sürdü ve Kanada’ dan Londra’ ya British Museum’ a geldiler.
Çift burada, uğraşılarının sonuçlarını almaya başladı.Modern bilimin buluşları ve eski yazıtlar ve bilgiler, haritalar ve mitler sayesinde, sonsunda radikal teorilerini destekleyen delillere ulaştılar.Sonuçta şu ortaya çıkıyordu:
M.Ö. 10.000’ den beri kayıp uygarlık Atlantis, buzların altında Antartika’ da gömülü duruyordu.
Plato’ ya göre Atlantis M.Ö. 9600 yıllarında (modern toluluklardan 1000 yıl önce) büyük bir doğa felaketinden sonra yerle bir olmuştu.Flem-Ath çifti, doğa felaketleriyle Atlantis’ in yok oluşunu birbirine bağlayan ilk kişiler değildi.Amerikalıların efsaneleri uzak doğudakilerle benzerlik gösteriyor, Yahudi ve Hristiyan incilleride aynı ayrıntıları taşıyordu.Bir tsunami sonrası yok olan bir ülke.

Rand Flem-Ath 1976’da Charles Hapgood’un “Eski deniz kırallarının haritaları” adlı kitabını okudu.birden Antartika’da eski bir uygarlık olabileceği fikri ile heyecanlandılar.Daha sonra Antlantis’i arama macerasına atıldılar.
1982’deki ölümüne kadar 5 yıl boyunca Hapgood tarafından bilgisel olarak desteklendiler. Londra’da oturdukları zamanlar kitapları”gökyüzü düştüğünde” için bir çok araştırma yaptılar.

ESKİ TEORİLER
Flem-Ath çifti, Atlantis’ in Atlantik’ te ve Akdeniz’ de olduğu hakkındaki teorileri çok iyi incelemişlerdi.Ve başka ihtimaller üzerinde durmaları gerektiğinide görmüşlerdi.Onların yeni teori için çıkış noktası, 1953 yılında Amerikan akedemisyeni Charles Hapgood tarafından öne sürülen ve sadece Albert Einstein tarafından desteklenen jeolojik bir teoriydi.
Hapgood, bir zaman sonra artan ağırlığı sebebiyle, kutup buzunun kara parçalarına doğru, bir portakal kabuğunun meyve üzerinde kayması gibi, kayacağına inanıyordu.O, bunu, “yer kabuğunun yer değiştirmesi” şeklinde adlandırıyordu. 1958 yılında “kayan yer kabuğu” adlı kitabını yazdığında Albert Einstein bir cevap yazdı.
Günümüzde bu, bilimadamları tarafından “kıtaların hareketi ve tektonik haraketler” olarak adlandırılmaktadır. Fakat böyle büyük kara parçalarının kayması her 1 milyon yılda ancak 16 km. olmaktadır.Hapgood, daha radikal bir şeyle geldi.Ona göre, kara parçası aniden hızlı ve yok edici bir şekilde haraket edebilirdi.Bu batık uygarlıklar böyle ortadan kaybolmuşlardı.
Plato’nun Atlantis hikayesinin temeli Mısırlı Rahiplerin Solon’a anlattıklarına dayanıyor. Atlantis’in başkenti halkalardan oluşan bir görünüme sahipti. Buradaki yaşama merkezleri, dükkanlar ve kraliyet arazisi birbirine bağlanmıştı.

KAÇIŞ
Eğer 10.000 yıl önce, bu kadar gelişmiş özelliğe sahip uygarlık var olduysa,böyle bir felaketin gelişini görebilmeleri ve bir kaçış ve tahliye planı yapmış olabilmeleri gerekiyor.
Diğer yandan, başka bir ihtimalle, topluluktan bazı insanlar büyük dalgaların ulaşamayacağı yüksek yerlere kaçmş olablirler.Böyle yüksek yerler, And dağlarındaki Titicaca gölü civarı ve Taylan’ ın ve Etyopya’ nın yüksek yerleri olabilir.Bu yerlerde tarım kendiliğinden M.Ö. 9600 yıllarında ortaya çıkmıştır.Bu tarih, Flem-Ath çiftinin dikkatini çekti. Aynı zaman dliminde Plato’ nun bahsettiği Atlantis sulara gömülmüştü.Bu tarım olayı acaba Atlantis’ ten kurtulanlar tarafından başlatılmış olabilirmi?
resme tıkla büyült
Piri Reis’in haritasının temel alındığı kayıp eski haritalar denizcilikle uğraşmış bir uygarlığın eseri olmalıdırlar. Harita Afrika’yı, Güney Amerika’yı ve Bugün buzlarla kaplı olan Antartika’yı göstermektedir.Harita yarım dereceye kadar hassasiyetle çizilmiştirki bu 1735’ e kadar imkansız görünüyordu.
resme tıkla büyült
Oronteus Finaeus’un yaptığı haritada eski haritalardan temel alınarak yapılmıştı.Bu haritada Antartika (sağdaki kara parçası) dağlar ve nehirlerle birlikte çizilmişti.Buda gösteriyorki Antartka buzlarla kaplanmadan önce, insanlar tarafından ziyaret edilmiş hatta yaşama mekanı olarak kullanılmıştır.Bu kıta “modern insan” tarafından ancak 1820 yılında keşfedilmiştir.

HARİTALARIN GİZEMİ
Şöyle bir düşünelim. Bu felaketten kurtulan insanlar, kendileriyle birlikte başka şeyleri batık ülkelerinden kurtarmış olabilirler mi?Böyle bilgi parçaları daha sonraki insanların eline geçmiş olabilir mi? Mesela eski haritalardan yararlanarak kendi gizemli haritasını 1513’ te yapan büyük denizcimiz Piri Reis gibi. 1956 yılında harita Hapgood’ un masasına gelince önemi ortaya çıktı.
1513 yılında yapılmasına rağmen harita nasıl oluyorda Güney Amerika sahillerini gösteriyordu? Ve bir bölümü haritada çizili olan Antartika ancak 1820 yılında keşfedildi. Daha sonra haritanın incelenmesi için Amerikan Hava Kuvvetleri’ ne ( USAF ) gönderdi. 1949 yılında yapılan ve Antartikanın buzlarla kaplı olmadan önceki halini gösteren haritayla Piri Reis’ in haritasını karşılaştırdıklarında, ikisininde aynı olduğunu gördüler.
Varılan sonuca göre, Antartika’ nın deniz kıyısındaki bölümlerini gösteren haritadaki kısım, bu bölgenin buzlarla kaplanmadan önceki halini gösteriyordu.Şu anda aynı yerdeki buz kalınlığı 1,5 km. dir. Anlayamadığımız nokta, nasıl oluyorda 1513’ deki coğrafya bilgisiyle yapılan böyle bir harita günümüz bilgisiyle yapılan haritalarla aynı oluyor?
Bu arada Hapgood diğer bir “imkansız haritayı” incelemeye ald.Bu harita 1531 yılında Oronteus Finaeus tarafından yapıldı.Bu harita Antartika’ yı dikkati çeken detaylı bir şekilde, dağlarıyla, ovalarıyla ve nehirleriyle gösteriyordu.Bu detaylar 1949 yılında yapılan haritayla ve Plato’ nun 2000 yıl önce yazdıklarıyla uyuşuyordu.
Bu haritalar gerçek.Bu haritaların yararlandığıo daha eski haritaların günümüz teknolojisine ve bilgisine tarihin çok daha eski zamanlarında erişmiş br topluluk tarafından yapıldığı akla gelen ilk önyargısız çözümdür. Kendisini geliştirebilmesi için bu topluluğun bulunduğu kıtanın ılıman bir iklime sahip olması, topluluğun yiyecek ihtiyacını karşılaması açısındanda gereklidir. Eğer Antartika’ yı 3200 km. kuzeye kaydırırsanız, bunun sonucunda denizci bir topluluktan bahsedebiliriz.
Eğer dünya kabuğu 10.000 yıl önceki gibi 3200 km. yer değiştirirse Antartika bölgeside kayacaktır.Bu noktadan yola çıkarak, Plato’nunda bahsettiği Atlantis gibi Antartika’da okyanuslarla çevrili bir yer oluyor.
Bilimadamları Antartika yüzeyinden reinlere doğru borularla aldıkları buzkalıplarını inceliyorlar.Buna göre M.Ö. 4000 yıllarında Antartika’da nehirler akıyordu.Oronteus Finaeus’ un haritasında belirtildiği gibi.

Piramitlerin konumu Orion takım yıldızındaki yıldızların M.Ö.10.450’deki konumuyla aynı. Buda gösteriyorki bizim bilmediğimiz tarih dönemlerinde bazı uygarlıklar teknolojik bakımdan oldukça gelişmiş olabilirler.

MISIR İLE BAĞLANTI
Eski Olmek kafası.Orta Amerika’da bulunmasına rağmen yüz hatları itibariyle bulunduğu yerle uyuşmuyor.Bazı arkeologlar bu kafa heykellerinin Mısır’ın Sfenksiyle karşılaştırıldığında , eski uygarlıklardan bazılarının bizim bilgimizin ötesinde çok uzak yerlere yolculuk edebildildiği sonucunu çıkarıyorlar.
M.Ö. 10.000 yıllarında teknolojik olarak gelişmiş bir uygarlığın varlığı, bugün bütün dünyada karşımıza çıkan gizemli eski yapıtları açıklayabilir.Bunlar, Aztekler ve Mayalar tarafından kurulmuş olan Güney ve Orta Amerika’ daki antik şehirlerdir. Onların bilgisinin temel alındığı eski bilgiler Atlantis’ in hayatta  kalanlarındanmı gelmişti?
Plato’ nun Atlantis hikayesi Eski Mısır’ada uygulanabilir. Bu eski uygarlık piramitleri inşa etme bilgisine sahipti.Bazı arkeolojik kanıtlar, Sfenks’in sandığımızdan çok daha eski olduğunu gösteriyor.Yüzündeki yağmur erezyonu bunun en az 10.000 yıl önce yapıldığını gösteriyor.
Bilim adamları ayrıca piramitlerin konumunun Orion yıldız takımının bir kopyası olduğunun farkına vardılar.Fakat bu günkü konumunun değil M.Ö. 10.450 yılındaki konumunun bir kopyasıdır. Yıldızlar her yıl biraz yer değiştiriyorlar.Çünkü dünya çevresinde düzgün bir şekilde dönmüyor.Sanki merkezine göre biraz sallanıyormuş gibi haraket ediyor.
Antartika’daki Ross Island’da bulunan aktif volkan Erabus Dağı, Atlantislilerin muhtemel enerji kaynağı vazifesini görmüş olabilir.Bitki fosillerinin gösterdiğine göre Antartika bir zamanlar ılıman bir iklime sahipti.

GEÇ KALAN FELAKET
Bu yerkürenin “sallanması”, manyetik kutupların kaymasına yol açıyor. Her 500.000 yılda bir dünyanın manyetik kutupları yer değiştirmektedir. Sonuncusu 780.000 yıl önceydi. Ve bu yüzden bilimadamları bir sonraki kaymanın çok geciktiğini belirtiyorlar.
Bu kutupların yer değiştirmesi, birden bire olacak ve çeşitli doğa felaketlerine yol açacaktır.Burada Hapgood’ un teorisini hatırlıyoruz.Neyse bunu zaman gösterecek.

PERU’DAKİ ESRARENGiZ ICA TAŞLARI

.ufonet.be/
PERU’DAKİ ESRARENGiZ ICA TAŞLARI
Dünyadaki çözülmeyi bekleyen en büyük bilmecelerden biri, ica taşları olarak bilinen ,Colomb öncesine ait yaklaşık 15.000 adet üzerinde gravürler bulunan bir taş kütüphanesidir.
Bu taşlar bir çöl ehri olan Peru’ daki İca şehri yakınlarındaki bir mağarada bulunmuşlardır. İca başkent Lima’ dan  300 km. Uzaklıkta bulunmaktadır.60’ lı yıllarda bir çiftçi Nasca çizgilerinden çok uzakta olmayan bir yerde bir mağarada taşlardan oluşan bir tepe bulduğunu açıklamıştı.Bazıları ise gömülü haldeydi.Çiftçi ilk önce cebinde bir kaç taşla gelmişti.Ancak bir yığın taşla tekrar geri gelmesi pekde uzun sürmedi.Bir zaman taşları turistlere satarak iyi para kazandı.
Artık çiftçiyi tanımayan yoktu.Kısa zamanda bir arkeolog ordusu bu mağaraya geldi.
Bu arada taşlarla Peru hükümetide ilgilenmeye başladı.Ve Peru’nun yağmacılarla dolu ikinci bir Mısır olmasını istemediler.Çiftçiyle ne tür bir anlaşma yapıldığını kimse bilmiyor ancak, tutuklanmasından ve hapis cezası almasından sonra birden bire sattığı o taşların sahte olduğunu ve onları kendisinin yaptığını belirtti.Bu işi turistlerden para yürütmek için yaptığını ve işlerin buraya kadar varacağını tahmin edemediğini söyledi.

Dr.Javier Cabrera
1966 yılında Dr. Javier Cabrera, doğum gününde üzerinde çizimler bulunan küçük bir taş hediye aldı.Çizimler ona eski geldi,çünkü taşın üzerinde ilkel bir balık çizimi vardı.
Dr. Cabrera çiftçinin en iyi müşterisi olmuştu bu arada. Daha sonra Dr. Cabrera çiftçiyle konuşmaya gitti ve çizimleri nasıl yaptığına ait bir çok soru sordu.Ve bir çok çelişkili cevap aldı.Adam çizimleri kendisinin yaptığını ısrarla söylüyor,ancak bunun ömür boyu hapiste tıkılı kalmaktan korktuğu için söylediği belliydi.
Doktor çiftçiden  birkaç bin adet taş satın almıştı.Ve bu taşlardan daha kaç tane olduğunu öğrenmek istiyordu.Sanki çiftçi her hafta daha çok taş yapıyordu.Cabrera çiftçi tarafından uyutulduğuna inanmaya başlamıştı.Yani çiftçi taşları kendisi yapıyordu.Çiftçi taşları nasıl imal ettiğini anlatmayı reddediyordu.Doktor bir hesap yaptı.Buna göre çiftçi hergün en az 1 taş hazırlarsa bütün taşları hazırlaması 40 yıl sürecekti.Bu imkansızdı.Dr. Cabrera taşların üzerindeki resimler  hakkında cevaplara ulaşmak için hemen işe koyuldu.
Taşlar bir çok değişik boyutlardaydı.Bazıları avuç içine sığacak kadar küçük, bazıları ise bir köpek kadar büyüktü.Taşlardaki çizimler kesintiye uğramadan çizilmişlerdi.Yani sanatçı elini kaldırmadan çizmişti.Gravürler taşın orjinal renginden daha açık renkteydiler.Fakat oyuklardaki renkler daha koyuydu.Buda gösteriyor ki taşlar uzun zaman önce kazınmışlardı.Taşlar andesit içermekle birlikte griden siyaha değişen renlerde volkanik özelliklerde gösteriyordu.Bunun yanında çok sert olan bu taş türünü ilkel aletlerle kazımak çok zordur.Almanya’daki bir labaratuar taşlardaki oyukları (kazınan yerleri) inceleyerek ,kazıma işleminin eski bir zamanda yapılmış olduğu sonucuna vardı.Ayrıca taşların bulunduğu bölgede milyonlarca yıl öncesine ait fosil ve kemik kalıntılarına rastlandı.
Kil çamurundan yapılma eserleri içinde barındırdıkları organik artıklardan dolayı tarihlendirmek kolaydır ama bu eski taşlar organik madde içermedikleri için tarihlendirilmesi çok zordur. Klasik karbon metodu cisimdeki organik maddeler( bir zamanlar yaşamış olan canlılar) esasına dayanarak bir tarihlendirme yapabilmektedir.Taşın üzerindeki koruyucu siyah tabaka bakterilerden meydana gelmiştir.İyi bir  koruyucu tabakanın bu şekline gelmesi için binlerce yıl geçmesi gerekiyor.Kazıma işlemi sırasında bu tabakada kazınmış ve gerçek taşın görünmesine yol açmıştı.Fakat kazınan yerlerde tekrar siyah bir tabaka meydana gelmeye başlamış.Buda gösteriyorki kazıma işlemi çok uzun zaman önce yapılmış.
Dr. Cabberas’ın taşlardan oluşan kütüphanesi insan melez ırklarına ait kalıntılar,eski hayvan türleri,kayıp uygarlıklarla  ve dünya felaketleriyle ilgili ilgilidir..
Bunlar arasında inkalardan kalmış kasklı insan figürleri, kalp ve beyin naklini gösteren gravürlerde  vardır.Bazı taşlar hayatı uzatmak ile ilgili genetik kodlarda içermektedir.Kan damarlarının ince hortumlarla betimlenip , doğal enerjiyi üretme ve hücre bölünmesinin tasviride bulunmaktadır.Ayrıca  4 seriden oluşan taşlar üzerinde eski mitleri anlatır gibi ve bilinmeyen anakaralar ( kıtalar ) barındırmaktadır.(altta)
Eğer eski batık kıtalar teorisini desteklemek istersek ,araştırmacı ve yazar James Churchward’ın kutsal bir Tibet tabletinde yazılı olan bilinmeyen 2 kıtayıda örnek gösterebiliriz.Kitabının ismi “ KAYIP KITA MU” ve konusu bir zamanlar hint okyonusunda bulunan bir kıtadır.Bu bölge ayrıca kayıp kıta atlantisin eski kitabelerde bahsedildiği yerdir.
Kaşif William Niven Yucatan’da bulduğu bir kabartmada Atlantik ve Hint Okyonusunda bulunan dev kara parçalarına raslamıştı.Bunlar Atlantis ve Lemurya olabilirlermi?

Bu gravürde bir sezeryanla doğum anlatılıyor.Uyuşturmak içinde akupunktur kullanılmış.
Bilimadamları Amerika, Asya ve Afrikanın önceleri bugünkü şekillerinden çok daha farklı olduğu görüşünde hemfikirdirler.Çünkü kıtalar yerdeğiştirmektedirler.Jeologların yardımıyla Dr. Cabrera , Taşlar üzerinde çizilmiş olan kara parçalarının dünyamızın milyonlarca yıl önceki halini gösterdiğini teyit etti.
Dr. Cabrera şu sonuca vardı; Gerek zaman, gerek ustalık, gerekse  bilgi bakımından taşlardaki bu çizimleri o çiftçinin yapmasına imkan yoktu.11.000 taş satın aldıktan sonra Dr. Cabrera , çiftçinin güvendiği bir arkadaşı olmuştu.Ayrıca çiftçinin, turistleri aldattığını kabul eden bir kağıdı imzalaması karşılığı  hapisten çıktığınıda öğrendi.Aksi halde devlet  arazisindeki şeyleri satmaktan ömür boyu hapis cezasına çarptırılabilirdi.
Dr. Cabrera jeologlarla birlikte taşların üzerindeki garip haritaları incelemeye koyuldu.Bazı köşeler ve kara parçaları tanıdık gibi geliyordu ancak aralarındaki okyanus kısımları garip derecede bugünkünden farklıydı.Bilgisayar analizleri sonucunda jeologlar,bu haritaların, gezegenimizin günümüzden 13 milyon yıl öncesini gösterdikleri sonucuna vardılar.
Peru her zaman garip bir ruhsal güce ve her şeyi bilmek isteyen kültürlere sahip olmuştur.Hatta gezegenimizi ziyaret ettikleri iddia edilen “eski astronotlara” ev sahipliği yapmıştır.Peru’nun büyük bir bölümü yüksek bir elektromanyetik alan üzerinde bulunmaktadır.
Ufo gözlemleri Peru halkı için gayet sık rastlanan ve normal bir olaydır.Hatta bazıları ise Dünya dışı canlılarla irtibat halinde olduklarını iddia etmektedirler.
Bazılarına göre Machu Picchu Ufolar için bir iniş yeridir.

Machu Picchu

Ica taşları aynen Nasca çizimleri bir sır olarak kalmaya devam etmektedir.Bu bölge yüksek elektromanyetik enerjiye sahiptir.Bu yüzden bir uzay üssü olarak kullanıldığı iddia edilmektedir.Bölge yüksek miktarda demir içerdiği için böyle bir enerjiye sahiptir.
İca taşlarını kim yaptı? Göstergeler birazda dünyadışını gösteriyor.Fakat bu konu çözülemeyen sırlar kervanında yol almaya devam edecek gibi.
İCA TAŞLARINDAN BAZI ÖRNEKLER 2

Bazı taşlar inanılmaz.Mesela yukarıdaki gibi.Burada bir beyin ameliyatı anlatılıyor.Kafatasındaki kesik açıkça görülüyor.
Resmi büyültmek için üzerine tıklayın.

Taşların neredeyse üçte biri dnozorlarla ilgili.(soldaki Allosaurus, sağdaki Triceratops)Hatta bazıları görünüşe göre evcilleştirilmiş.
Resimleri büyültmek için üzerine tıklayın.


Ancak 1992 yılında keşfedilen Diplodocus türü dinozor binlerce yıl önce nasıl resimlenebiliyor ?
Resmi büyültmek için üzerine tıklayın.


İki kişi teleskopla gökyüzüne bakıyor.Bir kuyruklu yıldız göze çarpıyor.Diğer yıldızlarda var tabiki.Sağdaki resim taşın üstten görünüşüdür.
İCA TAŞLARINDAN BAZI ÖRNEKLER 3
Bu iki büyük taş yapılan ameliyatları ve sezeryanla doğumu gösteriyor.

Burada bir makas resmedilmiş.

Yukarıda iki farklı taş görülüyor.Kıtaların antik çağlardaki durumu resmedilmiş.

Dinozor ve insan.Soru işaretleri devam ediyor.

Diğer resimler ( Dr. Cabrera'nın müzesinden)
http://hital.ufonet.be/